08 01 2008

Cemal Süreya Şiir Ödülü kazananlar belirlendi!

Cemal Süreya Şiir Ödülü kazananlar belirlendi! 25-12-2007 -       Cemal Süreya’nın 18. ölüm yıldönümü olan 9 Ocak 2008 Çarşamba günü Barış Manço Kültür Merkezinde düzenlenecek törenle, ödüller kazananlara sunulacak.   Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği sunar!..   Cemal Süreya Şiir Ödülü kazananlar belirlendi!          Aydın Hatipoğlu, Egemen Berköz, Enver Ercan, Mustafa Öneş ve Refik Durbaş’tan oluşan Seçici Kurul, Şiir kitabı dalında “Gelincikya” adlı kitabıyla Özkan Mert’i, Şiir dosyası dalında “Lalzaman” adlı dosyası ile Eren Aysan’ı, Cemal Süreya Şiir Ödülü'ne değer gördü. “Şiir Kipleri” adlı çalışması için Hakan Yirik’e Özendirme Ödülü verildi.          Cemal Süreya’nın 18. ölüm yıldönümü olan 9 Ocak 2008 Çarşamba günü Barış Manço Kültür Merkezinde düzenlenecek törenle, ödüller kazananlara sunulacak.   Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği Karslı Ahmet Caddesi, Başak sokak No:7 İçerenköy- İstanbul Tel: (542) 506 9658Cemal Süreya'yı Anma ve Ödül Töreni 29-12-2007 - Yöneten : Uğurtan Atakan   Konser Programı için BURAYI tıklatınız... Cemal Süreya Şiir Ödülü Vikipedi, özgür ansiklopedi Git ve: kullan, ara 1990'da hayatını kaybeden şair Cemal Süreya anısına düzenlenen şiir ödülü yarışması. Ödül, 1991 yılından beri verilmektedir. 2001 yılından sonra 3 yıl ara verilen ödüller, 2004'den beri Cemal Süreyya Kültür ve Sanat Derneği tarafından devam ettirilmektedir. Yayımlanmış Kitap Ödülü ve Yayımlanmamış Dosya Ödülü olmak üzere iki dalda ödül verilir. 2007 Yayımlanmış Kitap: Özkan Mert, Gelincikya Yayımlanmamış Dosya:Eren Aysan, Lalzaman 2006 Yayımlanmış Kitap: Erol Özyiğit, Acemi Irmak Yayımlanmamış Dosya:Kaan Koç, Çok Tanrılı Sular 2005 Yayımlanmış Kitap: Haydar Ergülen, Keder Gibi Ödünç Ya... Devamı

08 01 2008

Cumalı Buluşması Düzenleme Kurulu seslenişi

Cumalı Buluşması Düzenleme Kurulu seslenişi Bu yıl yedincisi gerçekleşecek olan Cumalı Buluşması 10 Ocak 2008 tarihinde başlayıp üç gün devam edecek. Etkinlikle ilgili Urla Belediye Başkan vekili Bülent Nart yayınladığı davette şunları söyledi: "Bu yıl 7. gerçekleştireceğimiz “Cumalı Buluşması” 10–12 Ocak 2008 tarihleri arasında yapılacaktır. 3 gün sürecek olan etkinliğimizi onurlandırmanızı dilerim. Bülent Nart Urla Bld. Başkan Vkl." 07 01 2008 VII. NECATİ CUMALI ANMASINA DOĞRU:.. “Hiçbir Sanatçımız Unutulmasın!”   Necati Cumalı, yazdığı romanlar, öyküler, şiirler ve tiyatro yapıtlarıyla bugün edebiyatımızda önemli yazarlarımızdan biri olarak güncelliğini koruyor, koruyacak. O, Urla’dan, Anadolu’dan, kentten;  yalın diliyle, gerçekçi tutumuyla, gözlemlediği halkının hikâyelerini yazdı, oyunlaştırdı. Uzun yıllar yaşadığı, “Üzümü, narı baldan tatlı”, her yeri buram buram “tarih” kokan Urla’nın, Urla’lının hikâyesini oyunlarıyla sahneye taşıdı. O insanlar, o tarih, öyküleriyle, romanlarıyla şiirleriyle duygu dünyamıza lirik ve şiirsel bir dille aktı. Tarlada, tütünde, kara sabanda emeğiyle çalışan, üreten ve her daim emeği sömürülen, hor görülen, ezilen köylümüzü yazdı;onların derdini kendine dert edindi. Yıllarca avukatlık yaptığı bu kentte, taşrayı, taşra insanını yakından tanıdı. Taşra’nın saflığını, temizliğini; taşra insanının düşlerini, hayallerini, “kaçıp kurtulma”, “gitme” duygusunu ve değişmeyen o “taşra fotoğrafı”nı kazıdı bilincimize. Necati Cumalı, her okuduğumuzda, yeni yeni tadlar alacağımız, Anadolu’nun, Andolu insanının saflığını, temizliliğini, güzelliğini yeniden yeniden keşfedeceğimiz bir yazarımızdır. Onu ve onun gibi onlarca yazarlarımızı, sanatçımızı unutturmamak, gelecek kuşaklara aktarmak, bugünün gençlerine tanıtmak bir görev olarak önümüzde duruyor. Artık bir gelenek haline gelmiş... Devamı

07 01 2008

Necati Cumalı 10-12 Ocak 2008'de Urla’da Anılıyor

Necati Cumalı 10-12 Ocak 2008'de Urla’da Anılıyor Kategori: Yitirdiklerimiz Necati Cumalı Urla’da Anılıyor Necati Cumalı’nın anısına düzenlenen “7. Cumalı Buluşması” , ünlü yazarın uzun yıllar yaşadığı Urla’da 10-12 Ocak 2008 arası Urla’da yapılacak. Etkinlik 10 Ocak Perşembe günü saat 10.00'da "Necati Cumalı Anı Evi”nde Urla Belediye Başkan Vekili Bülent Nart ve Urla Kaymakamı Halil Serdar Cevheroğlu'nun konuşmasıyla başlayacak.   Etkinlik kapsamında Raşit Öztürk’ün şiir kolaj sergisi ile Sema Akgül ve 6 Urlalı ressamın resim sergileri Hakan Çeken Kültür Merkezi’nde açılacak. Saat 13.30’da Muzaffer Buyrukçunun anılmasının ardından, saat 14.30’da “Necati Cumalı ve Kırk Kuşağı Şiiri” başlıklı panel URİT SES Salonu’nda gerçekleştirilecek. Saat 20.00’de de Bademler Köyü Kültür ve Sanat Derneği Tiyatro Topluluğu’nun hazırladığı “Susuz Yaz” adlı oyun, Hakan Çeken Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.   11 Ocak Cuma “Erden Kral Söyleşisi” saat 13.30’da, “Kuşaklar Arasında Necati Cumalı” başlıklı panel saat 14.30’da, “Yitirdiğimiz Yazarlar” başlıklı panel saat 16.30’da URİT SES Salonu’nda yapılacak. “Çeviri ve Araştırma Kütüphanesi Tanıtım Söyleşisi” saat 18.00, Klazomenai Oyuncuları’nın “Zorla İspanyol” adlı oyunu saat 18.30’da Hakan Çeken Kültür Merkezi’nde izleyici ile buluşacak.   12 Ocak Cumartesi saat 10.30’da “1. Cumalı Briç Turnuvası” ve Urla gezisi başlayacak. Klazomenai Oyuncuları’nın sat 13.00’te "Necati Cumalı Anı Evi”ndeki oyunlarının ardından, saat 14.30’da Hakan Çeken Kültür Merkezi’nde “Necati Cumalı Şiirinde Urla” başlıklı panel yapılacak. Etkinlikler saat 20.00’de verilecek yemek ve ödül töreniyle sona erecek. VII. CUMALI BULUŞMASI PROG... Devamı

05 01 2008

Oğuz Tansel, ölümünün 13. yılında, “Barışın Ozanı Oğuz Tan

  Fotografta gorulenler (soldan saga):Eray Canberk (şair-yazar-çevirmen), Enver Ercan (Türkiye Yzarlar Sendikası Başkanı) İlhan Gülek(Truva Folklor Dernegi Başkanı),Kemal Ateş (Ankara Universitesi Turk Dili Bolumu Başkanı),Aysit Tansel, Efe Duyar (Nazim Hikmet kultur Merkezi Yonetim Kurulu Uyesi), Ahmet Antmen (Nikbinlik dergisi yonetmeni),Metin Turan (Sair, Folklor-Edebiyat Dergisi Yayın Yönetmeni), Sunucu ve Sinema ve Tiyatro sanatcısı Gülsen Tuncer, ODTU Edebiyat Toplulugu Baskani Altan Turel ve topluluktan bir ogrenci.  Aşağıda,  toplantimizda konser veren halk muzigi sanatcimiz Okan Murat Ozturk     MASALLARI ÇOCUKLARI UYUTMAK İÇİN DEĞİL UYANDIRMAK İÇİN YAZMIŞTI...   Aysıt Tansel   Bu  eğretilemeyi masallarla ilgili olarak ilk kullanan şair-halkbilimci Oğuz Tansel’dir. Bunu Türk Dili Dergisi’nin Haziran 1978 yılı, 321inci sayısında Kemal Ateş’le yaptığı bir söyleşide söylemiştir. Yoksa, toplum yaşamında, insanlarla ilgili olarak uyutmak ve uyandırmak istiareleri (eğretilemeleri) özellikle 27 Mayıs 1960 devreminden sonra çokça kullanılagelmiştir.       O yıllarda, sanatçılar arasında “toplum için sanat yapanlarla” “sanat için sanat yapanlar” biçiminde bölünme vardı. Toplumcu, sol dünya görüşünü savunanlar toplum için sanat yapmayı amaçlıyorlardı. Başka bir deyişle, toplumcu, paylaşımcı, sömürüsüz bir toplum düzeni yolunda akıl ve bilimin kılavuzluğunu seçen bu sanatçılar, insanları “uyandırmak* onların “gözünü açmak” için sanat yapıyorlardı.         Tam da buna uygun olarak Oğuz Tansel, 1953 yılında yayımladığı Savrulmayı Bekleyen Harman adlı şiir kitabındaki Sel  Değirmeni adlı şiirinde “…Ötekiler güldür güldür on iki  ay/ Taze un kokusundan sarhoş/ Yüklerini tutup kansızlar/ Gözlere kül doldurmuş.”  dizeleriyle insanların gözlerinin nasıl bağlandığını anlatmı... Devamı

02 01 2008

Nâzım Hikmet’in yayınlanmamış bir şiirinin bulunmasını, şi

02/01/2008 Bu şiiri Nâzım bile unutmuş! Nihat İlbeyoğlu Nâzım Hikmet’in yayınlanmamış bir şiirinin bulunmasını, şiiri yayınlayan Turgay Fişekçi şöyle açıklıyor: Hapishane hapishane dolaşırken unutulmuşNâzım Hikmet’in eşi Piraye’nin torunu Kerem Bengü’nün elindeki arşivde ilk kez bulunan “Dört Güvercin” şiiri, “Sözcükler” dergisinin son sayısında yayınlandı. İlk kez yayınlanan şiirle ilgili olarak, derginin genel yayın yönetmeni Turgay Fişekçi gazetemize yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Piraye Hanım’ın torunu Kerem Bengü evde bulduğu şiir ve taslaklarla ilgili beni aradı. Ben de gidip baktım ve daha sonra yaptığım araştırmalarda Nâzım’ın ne bu şiirinin ne de diğer yazmış olduğu roman taslaklarının herhangi bir yerde yayınlanmadığını gördüm. Doğrusu böyle bir şeyi beklemiyordum. Nâzım Hikmet’in bütün şiirlerinin yayınlandığını sanıyorduk. Artık yayınlanmayan hiçbir şiirinin olabileceğini tahmin etmiyorduk. Büyük bir sürpriz oldu. Bu şiiri 1938’de İstanbul Tevkifhanesi’nde yazmış ve Piraye’ye göndermiş. Sonra muhtemelen kendisi de unutmuş herhalde. Çünkü sürekli bir cezaevinden başka bir cezaevine gidiyor. Şimdiye kadar kitaplarda yer almaması böyle açıklanabilir sanıyorum.” Bulunan diğer roman taslakları içinse, Fişekçi, Piraye Hanım’ın Nâzım Hikmet’e bir mektubunda verdiği “sıkıldığında kendine bir defter al, yazmaya başla ve kendini rahatlat” öğüdünü hatırlattı. Bulunan bu üç defterin girişinde de Piraye’nin tırnak içinde bu öğüdü yazılmış Nâzım tarafından. “Bu taslaklar da Piraye’nin öğüdünü tutar nitelikte sanırım” diyen Fişekçi şöyle konuştu: “Kimini 20 sayfa, kiminiyse 30-40 sayfa yazıp bırakmış. İçlerinden birisini çok ilginç buldum. Adı, Zeytin ve İncir Adası. Bozcaada, Gökçeada gibi bir adayı anlatıyor. İçinde Rum kahramanlar var. Konu olarak son derece ilginç bir roman taslağı. Biliyorsunuz daha sonra benzer ... Devamı

28 12 2007

Türk Tabipleri Birliği 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yi

    “TTB Behçet Aysan 2007 Yılı Şiir Ödülü Salih Bolat’ın !”                Türk Tabipleri Birliği Behçet Aysan 2007 Yılı Şiir Ödülü sahibini buldu. Ödül Seçici Kurulu 6 Kasım 2007 günü yaptığı değerlendirmede, 2007 yılı ödülünün “Kanıt” adlı kitabıyla Salih BOLAT’a  verilmesini kararlaştırdı.                Türk Tabipleri Birliği’nin 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Yangınında yitirdiğimiz Şair, Doktor Behçet Aysan ve 36 insanımızın anısına verdiği ödülün bu yıl onüçüncüsü veriliyor.                Ödül Seçici Kurulu, Arif Damar, Emin Özdemir, Ahmet Telli, Ali Cengizkan, Doğan Hızlan, Cevat Çapan ve Ataol Behramoğlu’ndan oluşuyor.                Behçet Aysan Şiir Ödül Töreni 13 Aralık 2007 Perşembe günü saat 19:00’da Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi (Kenndy Cad. No:4 Kavaklıdere-ANKARA)’nde yapılacaktır.                Kamuoyuna sunulur.   Türk Tabipleri Birliği 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yitirdiğimiz Şair Doktor Behçet Aysan ve 36 insanımızın anısına Şiir Ödülü vermektedir. Türk Tabipleri Birliği Behçet Aysan Şiir Ödülü’nün bu yıl sekizincisi verilecektir.    Türk Tabipleri Birliği Behçet Aysan Şiir Ödülleri 1995 yılında Adnan Satıcı’nın “Yerçekimine Uyan Portakal Çiçeği” ve Cahit Ökmen’in “Melankolik Masal” adlı yapıtları arasında paylaştırılmıştı.   1996 yılında Seçici Kurul katılımcılar arasında hiçbir yapıta ödül vermedi.   1997 yılında Devrim M.Dirlikyapan’a “Karla Gelen” adlı yapıtıyla Behçet Aysan Şiir Ödülü verildi. &n... Devamı

27 12 2007

İnsanların kanatları yüreklerinde: Nâzım Hikmet, bugüne kadar bi

DÖRT GÜVERCİN                                     -Dördümüze-   Geldi dört güvercin                           suda yıkanmak için. Su mapushane yalağındaydı ve güneş           güvercinlerin                       gözünde, kanadında, kırmızı ayağındaydı. Girdi dört güvercin                   yıkanmak için                           suyun içine. ve kederli toprakta dört insan                                    baktı dört güvercine. Güvercinler hep beraber                                  güneşi taşıyıp kırmızı ayaklarında                                                                           uçabilirler durdurmaz onl... Devamı

25 12 2007

Necati Cumalı Anma Törenleri

Necati Cumalı Anma Törenleri 20 02 2007 Necati Cumalı 1921’de Florina (Yunanistan)’da doğdu. Ailesi İstiklal Harbi’nden sonra Türkiye’ye göçüp Urla (İzmir)’ya yerleştiği için Ege’de büyüdü. 1932’de Şehit Kemal İlkokulu’nu, 1935’te İzmir’de Erkek Öğretmen Okulu orta bölümü, 1938’de İzmir Atatürk Lisesi’ni, 1941’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1941-1942 yılları arasında bir müddet Toprak Mahsulleri Ofisi’nde çalıştıktan sonra askerliğini yaptı. Dönüşünde MEB Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nde memurluk (1945-1948), Urla ve İzmir’de avukatlık (1950-1957), Paris Basın Ataşeliği’nde memurluk (1957-1959), İstanbul Radyosu’nda Redaktörlük (1959-1963) görevlerinde bulundu. Daha sonra da yazarlığı kendine meslek edindi. NECATİ CUMALI ANMA TÖRENLERİ 1921’de Florina (Yunanistan)’da doğdu. Ailesi İstiklal Harbi’nden sonra Türkiye’ye göçüp Urla (İzmir)’ya yerleştiği için Ege’de büyüdü. 1932’de Şehit Kemal İlkokulu’nu, 1935’te İzmir’de Erkek Öğretmen Okulu orta bölümü, 1938’de İzmir Atatürk Lisesi’ni, 1941’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1941-1942 yılları arasında bir müddet Toprak Mahsulleri Ofisi’nde çalıştıktan sonra askerliğini yaptı. Dönüşünde MEB Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nde memurluk (1945-1948), Urla ve İzmir’de avukatlık (1950-1957), Paris Basın Ataşeliği’nde memurluk (1957-1959), İstanbul Radyosu’nda Redaktörlük (1959-1963) görevlerinde bulundu. Daha sonra da yazarlığı kendine meslek edindi.  Necati Cumalı’nın Urla’da oturduğu evin bulunduğu sokağa ismi verilerek evi, Urla Belediyesi tarafından satın alındı ve Kültür Bakanlığı’nın da katkılarıyla restore edildi. Necati Cumalı Anı ve Kültür Evi 21 Nisan 2001’de dönemin Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından açıldı. 10 ... Devamı

22 12 2007

Taş Parçaları

Taş Parçaları <Sayı: 90 Ocak 2006> Birhan Keskin IIIMadem arkandan ağlamamı bile çok gördün banaAl bu taşlar senin olsun… O halde ve bundan böyleBütün davullar vursun, telleri kopsun sazların boşluğa bağırsınlar, birlikte;Kan kusacağız.Kan kusacağız.Madem dünya bunca zalimMadem yakışmıyor kalbimize. Bütün davullar gümlesinBoşluktan gelen, boşluğu dolduranıBoşluğa böğüreniVursunnnn. Bak! nasıl kan kusuyor külde uyuyanDünya görrrrsün. IVHer kezim benKüle ne öğretebilirse hayat, ancakOnu öğretti bana da. (Ama…)Ben külün içinde çok uyumuşum.Ben külün içinde çok uyudum.Ben külün içinde çok uyudum. IIİçerde tıkanan çığlık dışarda inliyorSabaha karşıUyku kabul etmiyor beni Dışardan bir yerden uzuuuuunnnnuzunBir inilti kopuyor.İçimde zulümün duvarları. Uykuuuuuuuu alsana beni koynuna. Kalktığımda, banyoya seyirttiğimde gözümden sesler boşanıyor.İçerde, sonra bu sessizce akan yaşlar senin, diyor. İçimin duvarlarında bu taşlar oturuyor,çıkaramadığım bir ses var, benden onu çıkarıyor, Taşın sessizliğinde:Kalın, ilkel, boşluğa doğru, gecenin kovuğundan dışşşşarı doğğğruuuu: Seni bu yalan dünyaya saldıııııııııııımmmmmmmmmmmm sonundaacıyor çoooooookkkkkkkkkkkkk, VIBen seni hep sevgilim ben seni heppppyüzünden geçen dalgalardan okudum.Gözlerine sevgi okudum ellerine şefkat okudumAnnen seni inkâr etmiştiAldım etime dokuduuuuuuuuum. VYanmamı bekleme bendenBen ne çok yandım, biliyorsun.Yanamam ben yanamamyanamam küllerim uçuyor.Rüyamda sapladığın jiletler etimdeKanamıyor acımıyor.AcımıyorBu dünya buz, bu buzzzzzzzzzzzzzzzzdaHiçbir şey acımıyor. Bunlar yalan, Yalan söylediklerimYalan söylediklerin Bunlar ancak dünyaya yakışıyor. Küldüm ben zatenKüldüm zaten küldüm zaaaateeeenKalmışsa eğerKülün içinde şimdi insanım uyanıyor. Dünya görsün şimdi.Bembeyazzzz dünyaaaaaaaaaaaaYoluna baş koyup buzzzdaaaaaaaKan kusanı. ITek tek dururken onlarÖbürü henüz yanına gelmemiş olanı çağırıyor:O ikisi yan yana, alt alta geldiklerinde Dü... Devamı

18 12 2007

'Türk şiiri insanı kaybetti'

'Türk şiiri insanı kaybetti' Yücel Kayıran'ın şiiri geçen ay Antalya'da bir sempozyuma konu oldu.Bugün Dünya Şiir Günü. Geçen yılki Altın Portakal Şiir Ödülü'nü kazanan Yücel Kayıran: Günümüz şiiri insanı kaybetmiş durumda. İnsanın içinde bulunduğu durumla bağlantı kuramayan bir imge veya anlatımcılık söz konusu 21/03/2006 (1059 kişi okudu) DERVİŞ ŞENTEKİN (Arşivi) İSTANBUL - Bu yıl şiir dünyasına Altın Portakal Şiir Ödülü'nün damga vurduğunu söylemek yanlış olmaz. Şubat ayında gerçekleştirilen Altın Portakal Şiir Ödülü Sempozyumu'nda geçen yıl 'Beni Hiç Göremezsin' adlı eseriyle ödülün sahibi olan Yücel Kayıran'ın şiiri ele alındı. Seçici kurul tarafından, 'İçerdiği yoğun düşünsel ve ruhsal gerilime en uygun şiirsel biçim arayışıyla, yılın en dikkat çekici şiir kitabı olması' nedeniyle Yücel Kayıran'ı ödüle değer gördüğünü açıklamıştı. Kayıran'la Türkiye'de şiirin yerini konuştuk... Bugün, şiirin geri çekildiği, suskunluk dönemine girdiği ve hatta şiir kitaplarının artık satmadığı, bu nedenle de şiirin bittiği gibi söylemler var... Toplum olarak, şiirle eskisi kadar ilgili değil miyiz? Şiirin, 'bu duruma' gelmesinin nedenleri nedir? Bu soruya kısa yoldan, 'Nerden çıkarıyorsunuz, usta şairler satıyor, satmayan genç şairler', diye bir yanıt verilebilir. Ama böyle bir yanıt hakikati dile getirmiş olmaz. Çünkü, birincisi, usta şairler dün de satıyordu; ikincisi ve en önemlisi, Türkiye'de şiir, genç şairler üzerinden takip edilir, klasikler üzerinden değil. Her yüzyılın farklı eğilimleri var. Tanzimat dönemi tiyatronun yüzyılıydı. Ama Cumhuriyet dönemi şiirin yüzyılı oldu. 20. yüzyıl Türk roman ve öyküsünün kuruluş yüzyılıdır ama önde olan şiirdi. İnsanlar dünyayı şiir içinden algılıyordu. Roman yüzyılın sonuna doğru öne çıkmaya başladı. John Fowles'ın şiirle roman arasında yaptığı bir kıyaslama vardır. Bu kıyaslama, bize, şiirle eskisi kadar neden ilgilenmediğimiz ... Devamı