07 01 2010

Halim Yazıcı'dan 'Aşkhâlim'

Halim Yazıcı'dan 'Aşkhâlim'   Halim Yazıcı'yla bir şiir yolculuğu (*) Halim Yazıcı, kendi yeğledikleriyle oluşturmuş seçme şiirlerini. Daha adından başlıyor dikkatimizi çekmeye. Aşkhâlim koymuş kitabın adını. Sözcükleri kullanırken, onların gündelik kullanımlarıyla yetinmeyen, seslerini ve anlamlarını yeni kullanımlarla değiştirmeyi, böylece onlara yeni boyutlar katmayı yeğleyen bir ozan olduğunu düşündürüyor bize. Bu yaklaşım, 'aşk' sözcüğüne başka bir açıdan bakmamızı sağlarken, kendi adını bile (Halim) tamlamaya sokarak onunla yeni bir çağrışım elde etmekten geri durmuyor.   Kemal ÖZER Bir ozanın seçme şiirleri ne zaman karşıma çıksa hep bir yolculuk öncesinde bulurum kendimi. Şiirler ozanın hem yaşamıdır, hem yaşama bakışı. Her ikisi de bir yolculuğa çıkmanın heyecanını, merakını duyurur insana. Elimizdeki şiirleri seçen kim ise, biraz da onun gözleri yön verecektir yolculuğumuza. Ama ozan kendisi seçmişse şiirlerini, yazdıklarına onun gösterdiği yerden, yeğlediği örnekleri bir de niye yeğlediğini anlamaya çalışarak bakarız. Halim Yazıcı, kendi yeğledikleriyle oluşturmuş seçme şiirlerini. Daha adından başlıyor dikkatimizi çekmeye. Aşkhâlim koymuş kitabın adını. Sözcükleri kullanırken, onların gündelik kullanımlarıyla yetinmeyen, seslerini ve anlamlarını yeni kullanımlarla değiştirmeyi, böylece onlara yeni boyutlar katmayı yeğleyen bir ozan olduğunu düşündürüyor bize. Bu yaklaşım, 'aşk' sözcüğüne başka bir açıdan bakmamızı sağlarken, kendi adını bile (Halim) tamlamaya sokarak onunla yeni bir çağrışım elde etmekten geri durmuyor.   SEÇMELER KİTABI Seçtiği şiir... Devamı

19 12 2009

100 Şairden Seyfi Turan Şiiri

SEYFİ TURAN KİMDİR Seyfi Turan, bir çocuk. Daha kısa bir süre öncesine kadar adını kimsenin bilmediği sıradan bir çocuktu. Bugün bir simge, insan olmanın, insan onurunun, sevgisizliğe kurban verdiğimiz yaşamların bir simgesi Tam da 23 Günü. Hakkaride bir kırsal alan. Bir çok insan toplanmışlar. Bırakılsalar bir kaç bağırış çağrıştan sonra evlerine dönecekler. Kimseye zarar verecek, birşeyleri engelleyecek yerde değiller. Ama olmaz. Sevgisizler, çocuk da olsa cezasını yargısız olarak verirler! Gerisi hepimizin kameralar sayesinde bildiklerimiz. Seyfi Turan bir çocuk... Şairlerin ortak açıklamasıŞairler yaptıkları ortak açıklamada şunları söylediler: “Kafaları dipçikle kırılan, otuz yıl içeri atılıp, ‘eğitim’ ve ‘bali’yle hayatları karartılan çocuklar için birer ya da ikişer dizeyle bir şiir yazıyoruz; vicdanımız ve masumiyetimizi korumak için diyerek yola çıktık. Biz, doksan beş şair, geleceği kuracak olan kafası taammüden saldırıya uğrayan on dört yaşındaki Seyfi Turan’ın varlığında, her türlü nefret ve şiddeti akıl dışı sertlikte yaşamak zorunda kalan çocuklara yirmi bir bölümlük bir şiir hediye ediyoruz bugün.”   SEYFİ TURAN ŞİİRİ 1. usaré domaié vané, qezna isanianenıka jü çeneké de henie kemeria (*) diyarbakır'ın kayıp çocuğuyumher şeyin tükendiği bir yerdeyimtaştan başka yok verecek bir şeyimsevecekse elbet, kırık bir kemiğin hüznüyle sevecek kalbim... vurma bana, vurma! içimin oyuncakları kırılıyorben, her ilkbaharın ilk günüyüm; gölgeler uzar yamaçlarımdaeskimiş okul önlüğümden bozulup dikilme siyah külotum şu soruyla geçtim tarihten kurşunlar arasındaölüm, bir halkın çocuğu olmanın tek mucizesi mi? "her çocuk bir yüreğin penceresi" derdi anamgüneş batmaya başladığında ufuktaşimdi yürekleri kör kapılar gibi insanlarınçocukları yiyorlar adım atarken sokağa aklım erdiğinden beri içindeyim bu hüznün; kabara şakırtısı, makineli tüfek sancısı, kan damlası kuşlar geçiyor düşlerimden gökyüzü renginde türkülerine yüz çevirip kalem kırıyor hâki... Devamı

25 11 2009

"Horozu Düşen Hayat"ın şairi: Özcan Erdoğan

"Horozu Düşen Hayat"ın şairi: Özcan Erdoğan Uzun yıllardır dergilerde imzasına rastladığımız ve hazırladığı "Dâhiler ve Aşkları" ile "Tarihi Liderler ve Aşkları" adlı kitaplarla dikkat çeken ve 2000'lerde yazdığı şiirlerle kuşağındaki pek çok şairden ayrı bir yerde duran ve aynı zamanda İkaros ve Karşı yayınlarının yayın yönetmenliğini de yapan Özcan Erdoğan'la şiir ve hayatı konuştuk... Halim ŞAFAK Cumhuriyet / Kitap-  -Sevgili Özcan Erdoğan; ilk şiir kitabın “Horozu Düşen Hayat” İkaros Yayınları’ndan çıktı..  Nedir; “Horozu Düşen Hayat”? Horozu Düşen Hayat; iktidara, otoriteye, şiddete, aşksızlığa, ölümün o kör, sağır metal soğukluğuna karşı alttan alta bir sabotajın, bir patlamanın kitabı, diye bakıyorum. Belki de bu bir kripto. Az yazmak daha çok da susmak herhalde. Gerçekleri, belki oldukça katı, resmi ve artık tahammülsüz olduğu için sevmiyorum. Düşle, imgeyle, metaforla, bir bağ bozumu bu yaptığım; yıllanmış bir şarap tadı belki aradığım. Donmak üzereyken bir anda “köpüren güneş” oluyor; acıktığımızda “içinde güneş uyuyan/ taze bir ekmek”.  Bir bakıyorsunuz bir başka yerde elimizden tutmuş “yalvacı da ozanı da ayağa kaldıran onun tozudur” diyen bir şiir. Düzen denen, yeterince bozuk ve karmaşık olan bu hayatı bozmak: bir başka ihtimal düzen: Kaos. Bunu da en iyi şiirin yaptığını düşünüyorum. Kaosun evrensel bir düzen olduğunu da düşünerek bakarsak Horozu Düşen Hayat’ı daha baştan yarısını okumuş olduğumuzu söyleyebilirim.- Yazdıklarında kitabının adından başlayarak hayata dönük bir sürü gönderme var. Hayatla şiir arasında ne tür bir ilişki kuruyorsun ve söz konusu ilişki günümüz karşısında  hangi anlamları sahipleniyor? Bağlı olarak günümüzde şiir yazanın hayata dönük algısında bir sorun olduğunu söyleyebilir miyiz?  Elbette şiir hayata, hayatıma dahil. Masa başı şiiri yazmadığımı düşünüyorum. Ama bu bir çırpıda olup biten bir şey de değil. Teknik olarak üzerinde çok yoğunlaşmayı gerektirdiği gibi, şiir bütün zamanlarla ilgi... Devamı

28 10 2009

“KAYIP İKLİMLER”DE HÜSEYİN YURTTAŞ’IN ŞİİR

“KAYIP  İKLİMLER”DE  HÜSEYİN  YURTTAŞ’IN  ŞİİR  EVRENİ                                                                                           Bahri KARADUMAN                                                                                       bahrikaraduman@hotmail.com        “Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını göremeyeceksiniz.” demiş Sait Faik Abasıyanık. Usta ozan Hüseyin Yurttaş  da o “günün biri” gelmeden  son yapıtı Kayıp İklimler’le “körpe kır çiçekleri”nin çığlığını sunuyor okura. Yağmur çiselediğinde toprağın toprak gibi kokmadığı, böceklerin gün ışığına kanat açmadığı, “demirin pasını, bacanın isini” yaşamak zorunda bırakıldığımız güvenden uzak bu dünyada “çöle sür deveni ey bedevi / yakında o da kalmayacak!” diyecek denli kırgın, uyarıcı.  “Çığrından çıkmış &cced... Devamı

13 10 2009

ŞİİRLERİNDE AZİZ NESİN

ŞİİRLERİNDE AZİZ NESİNAyten MutluO’nu tanıyordum. Sanırım doğduğun günden beri…Dede Korkut’u, Nasreddin Hoca’yı, Yunus Emre’yi… nasıl tanıyorsam, onu da öyle tanıyordum. Yani hücrelerimle. belleğimle. Aziz Nesin’lik hayatlar yaşıyorduk biz toplum olarak çünkü.O’nu ilk ne zaman gördüm, anımsamıyorum şimdi. Ama kitap fuarlarındaki imza günlerinde, Türkiye Yazarlar Sendika’sındaki toplantılarda sık sık karşılaştık. Hep uzaktan baktım ona. Duruşuna, yüzündeki ifadeye, davranışlarına…Onu tanıyordum ama, bilmek de istiyordum besbelli. Çünkü o benim için, toplumsal belleğin bir fotoğrafı, bir aynası, kısaca dışavurumuydu bana göre.Şimdi hep o ciddi duruşunu, hiç gülmeyen yüzünü anımsıyorum. Hep öfkeli miydi, hep karamsar mıydı, bilmiyorum. Ama sanki güldürürken ağlatan, komik şeyler anlatırmış gibi yaparken düşündüren ondaki o gizil gücü, yüzünün çizgilerine sinmiş o kederden alıyordu sanki. Etkinliklerdeki ya da kitap fuarlarındaki imza günlerinde, hep Aziz Nesin ve diğer yazarlar olarak ikiye ayrılır gibiydik. Çünkü onun önünde, dolana dolana uzayan kuyruklar,Ellerinde Aziz Nesin kitaplar, sabırla sırasının gelmesini bekleyen, güler yüzlü kadınlar, gülümseyen gençler ve çocuklar olurdu. Bizlere ise, tek tük birileri, çoğunlukla da eş dost uğrardı ara sıra. Biraz burkularak, ama hiç kıskanmadan izlerdik onu. Kıskanmazdık onun okurlarını, çünkü o okurların binlerce mislini hak ettiğini ta yüreğimizde bilirdik O’nu son görüşüm müydü, Sivas katliamından sonra Asım Bezirci’nin cenazesini TYS’’den almaya gittiğimizde? Bir masanın köşeciğine çökm&uum... Devamı

13 10 2009

‘Melissa P.’nin kitabı hoşuma gitti’

İSTANBUL - Şair Arif Damar, genç şairleri olduğu kadar gündemi de yakından takip ediyor. Melissa P.’nin ‘Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi’ şairin son dönemde okuyup çok beğendiği kitaplardan biri. Yeni kuşak yazarlardan kimleri sevdiğini açık açık söylüyor. Bu arada eski defterleri de karıştırmaktan çekinmiyor.‘Melissa P.’nin kitabı hoşuma gitti’Arif Damar, vizyondaki filmiyle yeniden gündeme gelen Melissa P.’nin ilk kitabını çok beğendiğini söylüyor. Yeni kuşak yazarlardan Haydar Ergülen, Küçük İskender, Orhan Alkaya ve Ayten Mutlu’yu başarılı buluyor.Orta birde. Sevgilim Fitnat için. Ama yayınlanmadı. Sonra orta ikide yayınlandı ilk şiirim. 15 yaşında. Edirne’de akşam. Altında da bir not vardı; harika çocuk diye. Hasan İzzettin Dinamo bu şiirinizin yayınlanmasından sonra okula Yenikapı Ortaokulu’na sizi görmeye gelmiş.Evet geldi.Dinamo o dönemde çok ünlü bir şair.Nazım Hikmet’le partinin arası açıktı. Onu koymak istiyorlardı. Partili ağabeylerim bana Dinamo’yu daha büyük şair diye kabul ettirmeye çalışıyorlardı. Ben hiçbir zaman şikeye gelmedim. Ben Nazım’ın lirik şiirlerini severdim. 18 yaşımda Taranta Babuya Mektuplar’ı, Şeyh Bedrettin Destanı’nı ezbere okurdum. Kuvay-ı Milliye’yi -bana illegal yollarla gelmişti- ezbere bilirdim. Çok da kolay ezberlerdim.Bazı toplumcu görüşteki şairler yalnız toplumcu şairleri, Nazım Hikmet’i falan okurlar. Ben hepsini okudum. Hatta ben Antalya’da yaşayan şair Metin Demirtaş’a Turgut Uyar’ın şiir kitabını gönderdim. Bana tepki gösterdi; ne diye bu kitabı gönderdin dedi. “Dünya’nın En Güzel Arabistan’ı”nı. Halbuki Turgut büyük bir şairdir.ÜMİT YAŞAR&rsqu... Devamı

23 09 2009

SUAVİ BARUTÇU’ NUN ANLATTIKLARI

Ali Şahin kardeşim; Yazmakta geciktiğim için özür dilerim. Ekte bazı yazılar bulacaksın. Umarım ilgini çeker. Fotoğraf ta gönderebilirim. Arif OkaySuavi can çocuk kapalı bir kutu            açtım gülücükler aktı ansızın            dudaklarından            açtım bilgelik kavga yediveren çiçekler (*)  SUAVİ BARUTÇU’ NUN ANLATTIKLARI                                                                                              23 Haziran 2002 İstanbul             İşyerine giderek zaman zaman görüştüğüm Suavi Barutçu ile benim evimde birkaç kez oturup söyleştik. İlkinde yalnız gelmişti. İkincisinde dayım Kasım Yücel ve Antakyalı Mithat Esmer de konuğum olmuştu.             Her zaman az konuşurdu. Özellikle siyasi çalışmaları ve bir süre tutuklu kaldığı ‘1951 TKP Tevkifatı’ olayıyla ilgili olarak ağzı sıkıydı. Bazı konuları daha çok Vedat Türkali ile irdelerdi.Evimdeki ilk görüşmemizde, ona ‘1951 Tevkifatı’ kitabını gösterdim. Kitabın kendisiyle ilgili bölümü birlikte okuduk. Bazı anımsadıklarını teybim... Devamı

23 09 2009

ABİDİN ÖZKAN’I ANMAK... / Arif OKAY

Ali Şahin kardeşim; Yazmakta geciktiğim için özür dilerim. Ekte bazı yazılar bulacaksın. Umarım ilgini çeker. Fotoğraf ta gönderebilirim. Arif OkayÖlümünün 12. yılındaAntakyalı hikayeci, yazar, siyasetçi ABİDİN ÖZKAN’I ANMAK...             Abidin Özkan’ın ölüm tarihi 4 ağustos 1993. Bu yazıyı ağustos ayı için planlamıştım. Ancak şair, yazar Şükran Kurdakul’un 15 aralık 2004 günü ölümüyle birlikte bu yazı güncellik kazandı. Gerçekten yarım asrı aşkın bir süre önce kader birliği eden bu iki sosyalist yazarı birlikte anmak gerekiyor.              ABİDİN ÖZKAN KİMDİR?             Abidin Özkan 1926 yılında Antakya’da doğdu. Ömer Efendi ile Hatice Hanımın 6 çocuğundan ikincisiydi. İlkokulu Antakya’da Köprü Mektebinde bitirdi. Ortaokul ve liseyi Antakya Erkek Lisesinde okudu. Lise çağlarında edebiyata merak saldı, toplumcu düşüncenin temellerini kavradı. Sosyalist dünya görüşüyle delikanlılık çağlarında tanıştı. Liseyi bitirdikten sonra İstanbul’da Hukuk Fakültesine başladı. Edebiyatla üniversitede öğrenciyken de ilgilendi. 1958 yılında fakülteyi bitirdi avukat olarak çalışmaya başladı. 1960 lı yılların başlarında T.İ.P. içinde çalışarak siyaset ile ilgisini sürdürdü.             1993 yılında hastalığa yenik düşerek aramızdan ayrıldı.                               ... Devamı

18 09 2009

AHMET MUHİP DIRANAS 100 YAŞINDA!SEMİHA ŞENTÜRK

 AHMET MUHİP DIRANAS 100 YAŞINDA!SEMİHA ŞENTÜRKEviniz kutu gibi küçücük bir evdi Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi Güneşin batmasına yakın saatlerde Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede Yaz kış yeşil bir saksı ıtır pencerede Bahçede akasyalar açardı baharla Ne şirin komşumuzdun sen FAHRİYE ABLA‘Türk şiirinde mutlu bir rastlantı’ AHMET MUHİP DIRANAS“Fahriye Abla”, ”Olvido”, “Kar”, “Ağrı”, “Maşar Dağı”... Hepsi de dilin ve duyguların en incelikli biçimde işlenmesiyle yazılmış şiirler. Bu şiirlerin sahibi, Turgut Uyar’ın “Çıkışı Türk şiirinde hiçbir şeyle açıklanamaz” dediği Ahmet Muhip Dıranas 100 yaşına girdi. Biz de doğumgünü dolayısıyla kendisine bir saygı duruşunda bulunmak istedik.Ahmet Muhip Dıranas, 1909 yılında İstanbul’da doğar. Babası Galip Efendi, Sinop’un Salı köyünde doğmuş, okuma yazması olmayan bir adamdır. İstanbul’dayken itfaiye teşkilatında çalışır. Anne Seniha Hanım ise, Üsküdar’daki tekkelerden birine de mensup olan Hacı Salim Efendi’nin kızıdır. Seniha Hanım, Galip Efendi’nin aksine iyi yetişmiş bir kadındır. Seniha Hanım ile Galip Efendi’nin evliliklerinden iki çocukları olur: Ahmet Muhip ve Fehime. Fakat çiftin evlenmelerinden iki yıl sonra, Osmanlı Devleti’nin içinde savaşlar art arda patlak verince baba aileyi İstanbul’da bırakıp cepheye gider. Galip Efendi, önce Balkanlar’da, sonra Çanakkale’de, ardından da Kafkasya’da askerlik yapar. Ömrünün yedi uzun yılını cephelerde geçiren ve ailesinden uzakta kalan Galip Efendi, askerlik görevi bittiğinde İstanbul’a ailesinin yanına değil; doğduğu köye -Sinop’un Salı köyüne- döner. Ailesiyle bağlarını koparır ve bu... Devamı

18 09 2009

Türkiye’de kitabın yargı serüveniSEMİHA ŞENTÜRK

Türkiye’de kitabın yargı serüveniSEMİHA ŞENTÜRKTürkiye’de kitapları toplatmak, yasaklamak ya da yazarlarını yargılamak ne yazık ki neredeyse sıradan olaylar. Bu ay, Cin-sel Kitaplar dizisiyle yeniden gündeme gelen yargılamalar konusunu ele alalım; ‘yasaklı kitaplar ve yazarlar’ listesi bir hayli kabarık olan Türkiye’nin sanık sandalyesine oturmuş edebiyat dünyasını hatırlayalım istedik.Son günlerde edebiyat gündemini en çok meşgul eden konulardan biri nedir, diye sorulacak olsa, sanırım hepimizin cevabı zaten okuma oranlarının ‘içler acısı’ halde olduğu, okumanın pek de ‘havalı’ sayılmadığı bir ülkede, kitapların mahkemelere ‘düşmesi’ olacaktır. Geçen yılın ilk ‘sanık kitap’ haberi Nedim Gürsel’in “Allah’ın Kızları” adlı romanı için gelmişti. 2008 yılının mart ayında basılan roman hakkında şikayet üzerine, temmuz ayında ‘halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik’ suçlamasıyla, takipsizlik kararı verilerek sonuçlanan bir soruşturma başlatılmıştı. Bu şikayeti görüşen Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Nedim Gürsel hakkında ‘dini değerleri aşağıladığı’ gerekçesiyle dava açılmasına ve 6 yıl hapis istemiyle yargılanmasına karar verdi.Bu haberin ardından uzun bir süre geçmedi ki, Sel Yayınları tarafından basılan Cin-sel Kitaplar dizisi hakkında müstehcenlik suçlamasıyla dava açıldı. Sel Yayıncılık’ın sahibi İrfan Sancı ile kitapların çevirmeni İsmail Yerguz, aralarında ünlü Fransız şair Guillaume Apollinaire’in “Genç Bir Don Juan’ın Maceraları” adlı kitabının da bulunduğu üç kitap nedeniyle... Devamı