21 02 2006

80. yaşına merhaba...

80. yaşına merhaba... Yoksul bir kış masalıdır Arif Damar, sanki kardelen... Arif Damar'ın 80. yaşı çeşitli etkinliklerle kutlandı. Dergimizin önceki sayılarında bu konuda bir yazı yayımlamıştık. Bu kez şair-ressam Engin Turgut'un bir yazısıyla merhaba diyoruz Damar'ın 80. yaşına. Engin TURGUT Arif Damar'ın kale kadar sağlam şiirleri vardır. Çanakkale'de doğmasından mıdır bilmiyorum... 1980 yıllarıydı onu tanıdığımda. Kadıköy'de tanışmıştık. O gün bugün her karşılaşmamızda o kendine özgü gülümsemek denilen 'devrimi' yüzünden hiç eksik etmemiştir. İnsan sıcaklığı taşır gülümsemesi. Yoksulların, yoksul olanın has gülümsemesidir bu. 40 kuşağından gelmiştir ama şiirin o upuzun yolculuğunda sürekli kendisini değiştirmiş ve yenilemiştir. 80 yaşında olsa da şiirin hiç büyümeyen bir şairidir. O kadar çok sıkıntılardan geçmiş, o kadar çok yoksulluk çekmiştir ki; şiiri de elbette politik olacaktır zaten. Aslında sevdiği şairlerin birçoğu da hep İkinci Yeni şairlerdendir. Şiiri bir akımın içine tutsak etmeyi sevmez. İyi ve sıkı şiirden yana güneşle yakar sigarasını ve yaratıcılıktan, estetikten yana yudumlar o keyifle, aşkla içtiği rakısını." Uzun saçlar yakışırdı sana uzun yıllar Bir gökyüzü bitince öteki başlardı Çevik taylar dururdu güneşte olgun başaklar Gölgelikler dururdu, Ovalar aydınlıkta dururdu Bulut geçti derdik bilemedin Ya da yağmur yağacak derdik Fesleğen saksıda güzel dururdu Bak bu olacak şey mi kömür beni vurdu Ayaklarım aldı başını gitti Ellerim kaldı duvarda Kalk ne olur pencereyi aç Uzun saçlar yakışırdı sana uzun yıllar Bir gökyüzü bitince öteki başlardı. "Arif Damar kadim dostlarımdandır. Gerçek bir edebiyat ve şiir zevkini, beğenisini hep yüksek tutmaya çalışmış bir Bozcaada şarabı, sanki solmayan çiçeğidir. Deniz kabukları, deniz minareleri, çakıl taşları dökülür ceplerinden. Mavi yüzlü bir şairdir ve isteyene kocaman bir deniz bile çıkarır verir. Şairdir çünkü ve yapar bunu. O kadar çok şey görmüş, yaşamış ... Devamı

19 02 2006

"Meraklısına..." Attila İlhan Şiirleri

YAMYAM KADINLAR bunlar felaket kadınlardır meme uçları fena saldırır burunları yok gözleri kanlı vurdukları yerden toz kaldırır ölçüye sığmaz boyları posları halattan farksız boyun kasları öpüştün mü dudaklarını doğrar hoyrat çenelerinin makasları kırbaç dilleri bir tutam alev ağızları ejderha iştahları dev çiğ adam yedikleri görülmüştür bre kan dökerler kahpelik görev kelle kazıtılmış simsiyah dazlak dişleri arasında bıçak ölüm bilmezler yedişer canlı canavarlardır çırılçıplak tırnak uzatmışlar elleri pençe ucundan kan damlar gündüz gece etine değmesinler sırtın üşür okşadılar mı aynı işkence sırtlan uluyunca akşamları açlıktır azdırır yamyamları yiyecek insan ararlar karanlığa vurup tamtamları   (BÖYLE BİR SEVMEK / 1977)   JİLET YİYEN KIZ o kızı nerede nasıl görsem aklımı başımdan alır ağzı saçları şıra köpüğü desem kaşları bıçak izi kırmızı yakut pulları mı/bu ne görkem kanlı gözbebeklerindeki yazı beni nasıl büyüledi bilmem kirpikleri örümcek kırmızı kızıl demirden bir ünlem salınması yangın yalazı korkmasam öpmeye eğilsem dişleri elektrik kırmızı çarpılmışım başım sersem sevdim jilet yiyen kızı göğsündeki kumrulara değsem gagaları zehirli kırmızı içerse kezzap içer/hem sarhoş da olmaz/azıp bazı yasak bölgelerine insem tüyleri ısırgan kırmızı gece gündüz tek düşüncem kasıklarımdaki ince sızı artık kimseyle sevişemem anladım sevişmek kırmızı jilet yiyen kız merih'li gecem birlikte bulacağız belâmızı sonumuz kuşkusuz cehennem kırmızı kırmızı kırmızı   (BÖYLE BİR SEVMEK / 1977)   PORNO boybos tamam ağzı bütün diş tevahür bir kadın bol memeli hayli genç kız dudağı çiğnemiş çok erkek ağzına girmiş dili yüksekkaldırım'da fahişeymiş şaşı mustafa'nın yalancısıyım hüneri dört kişiyle sevişmekmiş ikisi kadın olacak ince belli yok canım yoksulluktan düşmemiş yara... Devamı

17 02 2006

Sivas’ta, 2 Temmuz 2003’te yakılan 37 candan biri

Sivas’ta, 2 Temmuz  2003’te  yakılan  37 candan biri olan  Şair Behçet Aysan’ın bu güzel şiiri, onun gibi ateşlere atılan ülkemin kuşlarına armağan olsun.. KUŞLAR DA GİTTİ Yalnızlık senin o konuşkan kuşunHani hep duvarlara anlattığınHapislerden kalma sürgünlerden. Yalnızlık senin o konuşkan kuşunBulutlar taşıdığın yakut sürahideBegonyalar büyüten eski alışkanlık. Yalnızlık senin o konuşkan kuşunKırk kapıdan geçmiş kırk kilitten. Yaralı, dili lal, kanadı kırıkVurulmuş başında bir yokuşun.       Behçet  AYSAN   Açık Gazete Devamı

16 02 2006

Babadan oğula aşıklık

Babadan oğula aşıklık Emine Uyar Bana ettiğini biliyor musun /Sineme hançerin çaktın güzel dost /Beni ağlattığın yetmez mi gayri /Bu garip gönlümü yıktın güzel dost. /Bu kadar insafsız olur mu insan / Ettiğin Hüseyin’e etmedi Mervan / Halihazır kendim hayatta iken /İsmime Meçhuli taktın güzel dost. Karşıyaka’nın gecekondu semtlerinden Yamanlar’ın adı 1980 öncesinde “Maraş Mahallesi” idi. 1970’lerin ortalarından itibaren başlayan göç, Maraş katliamından sonra daha artmış ve mahalleye bu isim konmuş. Aşık Meçhuli de, Maraş’ın Afşin ilçesinin Kaşanlı köyünden. Hayatının bir dönemini Yamanlar’da geçirmiş. Halen oğlu ve akrabaları Yamanlar’da oturuyor. Çalıp söyleyenlerin hayli çok olduğu bir ailede yetişmiş Meçhuli. On iki yaşında şiir yazmaya başlamış. “Aşıklık mahlesini” ondört-onbeş yaşlarında almış, Aşık Kul Hasan’a üç yıl çıraklık yapmış.1946 doğumlu olan Meçhuli’nin hayatı kendi anlatımıyla fakirlik ve perişanlık içinde geçmiş. Bu durum, O’nunla ilgili hazırlanan kitaplarda kendi ağzından şöyle anlatılıyor: “Babamın askerliği sırasında anam, üç çocuğunu beslemek için elinde bulunan küçük bir araziyi satmak mecburiyetinde kalmış. Bu nedenle üç kardeş tamamen topraksız kaldık. O gün bugün; yoksullukla savaş halindeyiz. Babam askerden döndükten sonra, vereme yakalanarak öldü. Anam ve üç kardaş, yaşamak için her işte çalışmak mecburiyetindeydik. İlkbahar gelince Maraş Ovası’na pamuk tarlalarını çapalamak için birlikte giderdik anamla.” Meçhuli’nin edebiyatı güçlüdür, yazdığı şiirler çevrede beğenilerek okunur. 1968 yılında İsmail İpek tarafından, “Meçhuli Sazıyla Yarine Der ki” adlı şiiri plak yapılır. İpek, Meçhuli’nin diğer şiirlerini de plak yapmaya devam eder. Meçhuli’nin şiirlerinde aşk, gurbet, dostluk, yoksulluk, yalnızlık, adalet, halkçılık, bağımsızlık temaları öne çıkar. Adıyaman, Malatya, Antep, Maraş, Kayseri, Adana, S... Devamı

08 02 2006

Hekimhan Destanı/ Veysel ÇOLAK

  Hekimhan Destanı :      1954 Rize doğumlu şair, Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü'nü bitirdi (1977). Çağdaş Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni. Yarına Doğru, Yeni Dergi ve Çıkış dergilerinde ilk ürünlerini yayınlamış, Veysel Çolak, Milliyet Sanat Dergisi'nce açılan "1974'ün En Başarılı Genç Şairi" yarışmasında ikinci elemeye kalan 27 şair arasında övgüye değer dört şairden biri olmuştu. Daha sonraları Rıfat Ilgaz, Halil Kocagöz, Ali Rıza Ertan, Sabri Altınel, Altın Koza şiir ödüllerini kazandı.Şiir Kitapları : Terin Yaktığı Bir Yaradan (1978), Günlerin Yağmurunda (Türkiye Yazıları ,1980), Aşkolsun (1982), Ötesi Yar (1985), Fotoğraf Arkalıkları (1985 - 1984 Rıfat Ilgaz Ödülü), Ölüler Diyaloğu (1988), Umut Aşktadır (1993), Buz ve Ateş (1994), Aşkın La Sesi (1995), Giz ve Yara (1995), Mürekkebin İçtiği Ses (1999), Yabancılaşma ve Öteki Şiir (1999), İkizim Sevgilimdi (1999) Şairin ilk sekiz kitabını içeren toplu şiirleri iki cilt halinde basıldı: Kalbim Hoşçakal (1996), Giz ve Yara (1996)Şairin Almanya 2. Uluslararası Çocuk Kitapları Fuarında, ödül almış, şiirli öykülerden oluşan bir de çocuk kitabı var: Sen Balık mısın? (1979). Edip Cansever'de Şairin Kanı isimli bir incelemesi yayımladı (1997). 1988'de arkadaşlarıyla birlikte Yenibütüncü şiirin Manifestosunu yayımladı.1996'da Kalbim Hoşçakal dosyasıyla Sabri Altınel Şiir Ödülüne ve Mürekkep Zamanlar isimli dosyasıyla Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü'nü aldı. Veysel Çolak, şairliğinin, denemeciliğinin, eleştirmenliğinin yanı sıra yayıncılık da yapıyor. İzmir'de yıllardır çıkardığı 'Dize', minicik, ama nitelikli bir şiir dergisi. İlk sayısından bu yana coşkusunu, pırıltısını koruyor.Veysel Çolak, aşağıda yer alan şiirini Malatya’da edebiyat öğretmenliği yaptığı zaman kaleme almıştır. Malatya’nın yaşadığı toplumsal gelişmeleri yakından izlemiş ve bunları kimi şiirlerinde dile getirmiştir. “Hekimhan Destanı” şairin ‘Günler... Devamı

08 02 2006

Şiirin sessizleşme süreci/ TURGAY FİŞEKÇİ 26 ARALIK 2000

2000 Şiir Yıllığı Mehmet H. Doğan 2000 Siir YilligiSiirimizde Geçen YilFazil Hüsnü Daglarca, Behçet Necatigil, Ilhan Berk, Salah Birsel, Basaran, Can Yücel, Halil Ibrahim Bahar, Gülten Akin, Cevat Çapan, Cengiz Bektas, Kemal Özer, Rusen Hakki, Hilmi Yavuz, Ülkü Tamer, Ergin Günçe, Ahmet Uysal, Ihsan Üren, Eray Canberk, Fikret Demirag,Yüksel Pazarkaya, Hüseyin Atabas, Ataol Behramoglu, Hasan Sisli, Süreyya Berfe, Sennur Sezer, Güven Turan, Refik Durbas, Özkan Mert, Hidayet Karakus, Ahmet Özer, Hüseyin Peker, Mehmet Taner, Ahmet Telli, Ahmed Ada, Metin Güven, Ince Asena, Celal Soycan, Hulki Aktunç, Azer Yaran, Sina Akyol, Nuri Demirci, A. Hicri Izgören, Mehmet Mümtaz Tuzcu, Tahir Abaci, Gültekin Emre, Izzet Yasar, Enis Batur, Abdülkadir Budak, Gazanfer Eryüksel, Oya Uysal, Ergin Yildizoglu, Metin Cengiz, Sükrü Erbas, Tarik Günersel, Yasar Miraç, Tugrul Tanyol, Ali Cengizkan, Veysel Çolak, Hüseyin Ferhad, Hilmi Hasal, Ahmet Güntan, Roni Margulies, Murathan Mungan, Yusuf Alper, Adnan Azar, Salih Bolat, Haydar Ergülen, Turgay Fisekçi, Sefa Kaplan, Lale Müldür, Yavuz Özdem, Mahmut Temizyürek, Ilyas Tunç, Serif Erginbay, Muzaffer Kale, Yunus Koray, Halil Ibrahim Özcan, Hasan Öztoprak, Engin Turgut, Orhan Alkaya, Ergül Çetin, Bedirhan Toprak, Mehmet Yasin, Osman Hakan A., Salih Mercanoglu, Tugrul Asi Balkar, Metin Findikçi, Tugrul Keskin, Çigdem Sezer, Cem Uzungünes, Turgay Kantürk, Yilmaz Odabasi, Oktay Taftali, Zeynep Uzunbay, Sunay Akin, Hüseyin Alemdar, Hüseyin Atlansoy, V.B. Bayril, Birhan Keskin, Enver Topaloglu, Nazmi Agil, Ali Asker Barut, küçük Iskender, Altay Öktem, Hakan Savli, Derya Çolpan, Ömer Erdem, Metin Kaygalak, Bejan Matur, Mehmet Can Dogan, Didem Madak, Sener Özmen, Zafer Ekin Karabay, Kuvvet Yurdakul, Nilay Özer, Zeynep Köylü, Can Bahadir Yüce, Seref Bilsel, Ihsan Deniz, enderemiroglu, Izzet Göldeli, Arif Madanoglu, Faize Özdemirciler, Baki Ayhan T.Şiirin sessizleşme süreci ***Bu yıl sessizlik içindeki şiir ortamınd... Devamı

08 02 2006

Hep 'sınıf'ı için yazdı/ HÜSEYİN YURTTAŞ

Cumhuriyet 07.07.2003 40 kuşağının toplumcu-gerçekçi şairini 10 yıl önce bugün yitirmiştik Hep 'sınıf'ı için yazdı 'S ınıf'ının şairiydi Rıfat Ilgaz. 'Yarenlik' olsun diye başlayıp öyle yazmak isterken de bize karanlıkta gizleneni göstermeye çalışıyordu. En kimsesizimizin, en çaresizimizin, en yalnızımızın ve en 'haylaz'ımızın şiirini, öyküsünü, romanını yazıyordu. HÜSEYİN YURTTAŞ Edirne Erkek İlköğretmen Okulu'nun parasız yatılı öğrencilerinin okumak için sıraya girdiği, elden ele dolaşan bir kitap vardı. Adı, ''Hababam Sınıfı'' ydı. (1962-1963...) Okuyan öğrencilerin hemen hepsi orada kendilerini ve öğretmenlerini buluyorlar, bu büyük yakınlıktan ötürü ''Bunları nereden bilip, nasıl yazdığı'' na akıl erdiremedikleri yazarına büyük bir hayranlık duyuyorlardı. O öğrencilerden biri de bendim. Rıfat Ilgaz 'ı ilk o zaman ''tanımış'' oldum. Elbette ki, bu ''tanımak'' değildi. Üstünkörü bir okumanın, öğrenci dalgacılığı içindeki bir yaklaşımın; bir yazarı, bir şairi tanımaya yetmeyeceğini kim bilmez ki? Asla ödün vermedi Sonraları ise, ben Rıfat Ilgaz'ı şair kimliğiyle ve yıllar içinde yayımladığı öbür yapıtlarıyla da tanıyacak; onun ne yaman bir sorumluluk adamı olduğunu, buna bir ömür adadığını öğrenecektim. Attilâ İlhan 'ın ''Fedailer Mangası'' adını taktığı 1940 toplumcu-gerçekçi kuşağı şairlerinden biri olarak onun, şiirimize ve sanat-toplum ilişkisi bağlamında toplumsal mücadelemize katkılarını öğrenecek, izleyecektim. İşte o nedenle de, Rıfat Ilgaz benim için hep ayrıcalıklı, hep saygın ve ayrı bir yerde tutacağım şairlerden, yazarlardan biri olacaktı. Çünkü o ''sınıf'' ının şairiydi. Çünkü o, ''yarenlik'' olsun diye başlayıp öyle yazmak isterken de bize karanlıkta gizleneni göstermeye çalışıyordu. Çünkü o, en kimsesizimizin, en çaresizimizin, en yalnızımızın ve en... Devamı

08 02 2006

Şiir 1999: Çok kitaba karşın az okur/ TURGAY FİŞEKÇİ

Şiirde başarılı yayımcılık yılı oldu, iki yeni antolojiye bir de elektronik antoloji eklendi Çok kitaba karşın az okur **En önemli gelişme MemetFuat'ın hazırladığı Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi'nin ilk yayımlanışından on dört yıl sonra geliştirilmiş yeni basımının yapılmasıydı. Yeni basımda tartışma yaratan asıl bölüm, kitabın sonuna eklenen 'Sonrası' bölümü oldu. TURGAY FİŞEKÇİ 1999'da şiir yayıncılığı bakımından yine başarılı bir yıl geçirdik. Pek çok yeni şiir kitabı yayımlandı. Ancak bu yayın canlılığına okurların da aynı biçimde karşılık verdiklerini söyleyebilmek zor. 1999'da şiirimiz açısından en önemli gelişme Memet Fuat' ın hazırladığı Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi' nin ilk yayımlanışından on dört yıl sonra geliştirilmiş yeni basımının yapılmasıydı. Antolojinin ilk yayımlandığı yıllarda şairlerin seçimi ve değerlendiriliş biçimleriyle ilgili uzun tartışmalar yaşanmıştı. Bunlardan biri, Türk şiiri içindeki yerinin yanlış değerlendirildiğini savlayan Dağlarca ile Memet Fuat arasında hâlâ mahkemede sürüyor. Yeni basımda da Antoloji 1944 doğumlu Refik Durbaş ile sona eriyor. Aralarda atlanmış kimi şairler eklenmiş. Tartışma bölümleri, düzyazılarla okurların çağdaş şiirimizin gelişmelerini daha yakından izlemeleri sağlanmış. Bu yapısıyla Antoloji, 1920-1970 arasını eksiksiz bir bütünlükle sunuyor (97 şair, 1012 sayfa). Yeni basımda tartışma yaratan asıl bölüm ise, kitabın sonuna eklenen ''Sonrası'' başlıklı bölüm oldu. Burada Memet Fuat, Türk şiirinin yakın yıllarına ilişkin beklentilerini, eleştirilerini sıralarken bir de isim listesi koymuş. Liste, ''Saymakla bitecek değil'' sözleriyle noktalansa da burada anılmayan ya da anılsa da sırasını beğenmeyenlerin yazılı olmaktan çok sözlü yoğun eleştirileriyle karşılaştı. Memet Fuat, ''Adam Sanat'' dergisinde yaptığım söyleşide de kendisini bu dönemi irdeleyecek yeterlikte görmediğini açıkladı. Şiirimizi en yakından izley... Devamı

03 02 2006

YENİ ŞİİRDE BELLİ ODAKLARA DOĞRU DAĞINIK AMA BİLİNÇLİ BİR GİDİŞ

YENİ ŞİİRDE BELLİ ODAKLARA DOĞRU DAĞINIK AMA BİLİNÇLİ BİR GİDİŞ VAR.2006'ya girerken şiir2000'lerin başlarından beri, çok daha başka bir şiirin peşinde olan bir şair kuşağı var bugünün ufkunda. Şiirde arayışlar çoğaldı. Yerel dil ve insana, mitler ve masallar gibi yerel kültür birikimine dayanma, yeni bir eleştirel tavır geliştirme çabaları ağır basıyor. Mehmet H. Doğan / ŞiirŞiir çıkmazda mı?", "Şiir bunalımda mı?" soruları yeniden sorulmaya başlandı bugünlerde. Hece dergisinin aralık sayısında bir dosya konusu "Şiir geri mi çekiliyor?" idi. Yaşamlarının bir döneminde şiirin ucunu kaçırmış okur ya da okur / yazar kitlesinin 'Nerde o eski şairler' nostaljisinden kaynaklanan sorular bunlar. Oysa şiir bir yere gitmiyor, doğal yaşamını sürdürüyordur da, okur şiirin değişme sürecini iyi izleyemediği, bir yerde şiirden koptuğu için, aradığı şiiri bulamayınca, bu soruları sormaya başlıyordur. Her zamanki gibi. Garip ve İkinci Yeni döneminde, '80 sonrasında olduğu gibi. Bugün şiirde neler olduğunu görmek için önce bir durum değerlendirmesi yapmak, buradan yola çıkmak gerekir. Eldeki en son veri olan "Şiir Yıllığı 2004"e (Yapı Kredi Yayınları) girmiş şairleri temel alarak bir yaş değerlendirmesi yapıldığında 1910-1940 arası yıllarda doğan şairlerin sayıca çok azaldığını -76 şairin yalnızca 17'si- bugün şiir yükünün 'Yıllık'taki şair sayısının da gösterdiği gibi, 1950 (27 kişi), 1960'lı (20 kişi) yıllarda doğan şairler üzerinde olduğunu görürüz. Hemen ardından gelen 1970'li ve 1980'li 12 şairi de bu toplama eklersek, bugün hayli genç, dolayısıyla henüz değişim sürecinde olan bir şiirin yazılmakta olduğu gerçeği çıkar ortaya. O zaman, şiirin nereye gittiğini anlamak istiyorsak, bu şairleri; yazdıkları şiirler, çıkardıkları dergiler, şiir üzerine düşünceleri, eleştirileri, değerlendirmeleriyle izlemekten başka yol yoktur. Şiirin ayrıkotlarıAslında '80'li yıllarda başlayan bu değişim '90'ların ortasına ... Devamı

31 01 2006

Öğrencilerin tamamına yakını internet ve televizyonu seçiyor, de

Öğrencilerin tamamına yakını internet ve televizyonu seçiyor, ders dışında okumayı gereksiz buluyor Kitap okumaya zaman yok FİGEN ATALAY Gençlerin çoğu, televizyon ve interneti kitaba tercih ediyor. Ders dışı kitap okumayı ''gereksiz'' bulan öğrenciler, okulların da ''okuma alışkanlığı'' kazandırmada başarısız olduğu görüşünde. Okuma araştırması alanında çalışan eğitimci Ferhat Özen , özel bir okulda, ''okuma alışkanlığı'' üzerine bir araştırma yaptı. Araştırmanın sonuçları şöyle: ''Lise son sınıf öğrencilerinin yüzde 45'i en son 6 yıl önce ders dışı bir kitap okumuş. Öğrencilerin yüzde 22'si ise en son 4 yıl önce ders dışı bir kitap okumuş. Öğrencilerin yüzde 6'sı 3 yıl önce, yüzde 3'ü bir yıl önce, yüzde 2'si 6 ay önce ders dışı bir kitap okuduğunu söylüyor. Lise son sınıf öğrencilerinin yüzde 7'si ders kitabı dışında öykü, roman, gezi, inceleme, deneme, şiir gibi herhangi bir türde kitap okuduğunu anımsamıyor. Bu öğrencilerin yüzde 70'i TV, internet vb. varken kitap okumanın gereksiz olduğunu düşünüyor. Öğrencilerin yüzde 27'si okulların okuma alışkanlığı kazandıramadığı görüşünde. Okuma oranı 10 binde 1.'' KİŞİ BAŞINA DÜŞEN KİTAP... Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Ferhat Özen, Türkçe ve edebiyat başta olmak üzere derslerin, çocuk ve gençleri kitaptan ve edebiyattan soğuttuğunu belirtti. Özen, ''Fransa'da kişi başına 7, Almanya'da 6, İsveç'te 11, Japonya'da 18 kitap düşerken Türkiye'de kişi başına düşen kitaptan söz edilemiyor bile'' dedi. Türkiye'de bir yılda basılan kitap sayısının, Japonya'da bir günde basılan kitap kadar olduğuna dikkat çeken Özen, şöyle devam etti: ''Türkiye'de okuma oranı 10 binde 1. Bunun anlamı şu: Türkiye'de 70 milyonda yalnızca 7 bin kişi kitap okuyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptırdığı bir araştırmaya göre altı kişiye bir kitap düşüyor. Ancak, ders ki... Devamı