25 07 2011

KADINLARIN ÜZERİNDEKİ KÜLTÜREL KUŞATMA, EDEBİYATTA KADIN KADINL

KADINLARIN ÜZERİNDEKİ KÜLTÜREL KUŞATMA, EDEBİYATTA KADIN   KADINLARIN ÜZERİNDEKİ KÜLTÜREL KUŞATMA, EDEBİYATTA KADIN Gülsüm Cengiz Kadın ya da erkek bütün emekçiler; emperyalist kapitalizmin politik, ideolojik ve ekonomik kuşatması ve saldırısı altındadır. İdeolojik kuşatma ve saldırının en yaygın ve etkili biçimiyse kültürel alanda uygulanmaktadır. Ancak, öncelikle emperyalizmin kültürel kuşatması karşısında eğitimsiz, bilinçsiz, örgütsüz bırakılmak istenen kadınların durumuna kısaca bir göz atalım: Parababalarının ve uluslararası tekellerin Yeni Dünya Düzeni'ne, ucuz ve sessiz işgücünü kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Özellikle tarım ve sanayi sektöründe, dokumacılıkta düşük ücretle ve sosyal güvenceden yoksun olarak, gece gündüz demeden çalışıyorlar. Kadınlar, yalnızca dizginsiz sömürü hırsının kurbanı değil. Günümüzde savaşlardan, sömürüden, yoksulluktan, göçlerden en olumsuz etkilenen kesim kadınlar. Birleşmiş Milletlerin raporuna göre; yoksulluk sınırında yaşayanların yüzde 70'ini kadınlar oluşturuyor. Emekli maaş kuyruklarında yaşamını yitiren yaşlı kadınları, kırsal kesim kadınlarını, sürgün nedeniyle kentlerde güç koşullarda yaşamaya ve ailesini yaşatmaya çalışan kadınları anımsamak yeterli. Büyük kentlerdeki çöp toplayıcılarının büyük çoğunluğunu çocuklar ve genç kızlar oluşturuyor. Deyim yerindeyse, ekmeğini taştan çıkarmanın dönemi artık geçti. İnsanlar ekmeğini çöpten çıkarıyor! Sözlü saldırı, kaba şiddet, dayak, tecavüz kadınların sık karşılaştığı durumlar. Özgürlükler ülkesi olduğu sö... Devamı

24 07 2011

Bekir Koçak / Seçilmiş Şiirler

Ekin Sanat Dergisi - Mayıs 2009 ÖZNESİ ÖKSÜZ TÜMCELER öznesi öksüz tümceler taşır ağırlığını yılların çok şeye bedel kaygıların uğultusu içindeki ateş karartır günün sevincini susar aşkın tortusu uzanır mevsimden mevsime gönül telinde fuzuli sesi olur hünkârın ikramın inceliği sanır ölümü yok sayar güneşe bağışlar gündüzü bağ bozumu esrik yüzü hüznüdür kibele’nin incecik yollardır başlayıp bitirdiği dokunan bin bir renk kilim hasretin sızısı çılgınlığı sevdanın yürek tomurcuğu tutunur bize ansızın yol düşkünü ayrılıklar sümer’den hatti’ye çıkar rahmine ihaneti bakire kızın nar çatlağı doğum çığlığıdır ufku uçsuz bucaksız avuç içi dünya dolaşır atlasında göğe bakan umut tanrının göz koyduğu üzüm tanesi bolluk yatağında tanrıçaların yanıp söndükçe kandil yürür meçhul sokaklara yersiz yurtsuz benzi soluk güvercin kanadı sular dehşet içinde zaman dudakları kavruk Bekir Koçak ... Devamı

24 07 2011

Bekir Koçak / Seçilmiş Şiirler

Ekin Sanat Dergisi -Şubat 2010 Sayısı MEMLEKET AYNI MEMLEKET buğusu üstünde ekmek tazeliği zeytini marmara karası oturup yesek şurda minarenin ışıkları sönmeden inmeden hırsızlar meydana bekçiler bırakıp gitmiş uykularını dil tutuk el korkusu fısıltılar hesabımız tutmuyor ücretler asgari birkaç sokak köpeği birkaç serseri sigara içimi düş bulut kayması züğürtlük söylene söylene keyif kaçıran “iş ekmek hürriyet” sevgisi kelepçeli kadının başında herkes gol sevdasında gençlik sokaklar arbede birliğini bozmuş işçiler buz gibi sularda ten açlığın barikatında nefes yıl yılı kovalasa n’olacak sanki memleket aynı memleket Bekir Koçak   *******************************   Ekin Sanat Degisi - Ocak 2010 Sayısı GÖZ HAPSİ benliğimizi vuracak hamasi sesler noktası virgülü kanayacak ömrün göz hapsinde duraklar kendi bilinmezinde biraz taş biraz molotof ipeğin ince yüzü incinen kolaçan bir yalnızlık başucunda korkunun sarmaşık kurusu duvarlar can sıkıntısı lanetin ipini tutunmuş karanlık sokak kendine küs kösnük lambalı güvensiz siperler gazlı bombalı siz biz tacı papatyalı gelinler hayali şavkında saklı dokunan halı aşkı cicim cicim kızlar bunu anlamalı bunu anlamalı yangın yürek yağmur yorgunu bahar tezgahı içimizde vicdan karası koltuğu kitaplı panzehir barikata takılan saç tutuşan dal tende yanık omuzda vebal ihanet adlı yaratık yaşı ne olursa olsun kara bir limanda onlar umudun katlinde sözleri kanlı fark etmez bu yolda kız erkek okyanus dalgası çığlıklar külünde eriyen insan mı insan mı külünde eriyen dağdan düze çekilen... Devamı

24 05 2011

M.SUNULLAH ARISOY ŞİİR ÖDÜLÜ KEGEV M. SUNULLAH ARISOY 2011 Şİİ

M.SUNULLAH ARISOY ŞİİR ÖDÜLÜ   KEGEV M. SUNULLAH ARISOY 2011 ŞİİR ÖDÜLÜ BASIN DUYURUSU Kuşadası Eğitim ve Geliştirme Vakfı tarafından düzenlenen M. Sunullah Arısoy 2011 Şiir Ödülü, 79 yapıt arasından oy çokluğu ile belirlenerek ISLIK BORCU adlı kitabıyla Ahmet Günbaş'ın oldu. Turgay Fişekçi, Burhan Günel, Hidayet Karakuş, Ayten Mutlu ve Ahmet Özer'den oluşan seçici kurulun da katılacağı ödül töreni 6 Mayıs 2011'de Kuşadası'nda gerçekleştirilecek. M. Sunullah Arısoy Ödülü daha önceki yıllarda Türk Dili alanında Emine Yurtçu, Zerrin Küsmez, Selma Kavas, Prof.Dr. Ömer Demircan, Ali Dündar ve İlhan Türk'e; şiir dalında ise Haydar Ünal, Mustafa Yıldız, Asım Öztürk, Zeynep Kurada, Ayten Mutlu, Turgay Fişekçi, Selahattin Yolgiden , Arzu K. Ayçiçek, Veysel Çolak ve Muzaffer Kale'ye verilmişti. Ayrıca Halim Yazıcı KEGEV özel ödülüne değer görülmüştü. Yaşamının son yıllarını Kuşadası'nda geçiren ve ölümünden sonra kendisine ait 5.000 kitabın, eşi Ülkü Arısoy tarafından Kuşadası Eğitim ve Geliştirme Vakfı'na bağışlanmasıyla vakıf bünyesinde adını taşıyan bir kütüphane açılan M. Sunullah Arısoy'un anısını yaşatmak amacıyla verilen ödüller gelecek yıllarda da sürdürülecektir.   9 Nisan 2011 Ödül Düzenleme Kurulu adına Zerrin Boratav Bağçivan KEGEV - KUŞADASI EĞİTİM VE GELİŞTİRME VAKFI Adres: ATATÜRK BULVARI MARİNA MİGROS KARŞISI KUŞADASI / AYDIN Tel.: (0 256 ) 618 28 97 – AHMET GÜNBAŞ 1953, İzmir doğumlu. E.Ü. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksekokulu mezunu.Yazmaya, Demokrat İzmir gazetesinin 'Edebi... Devamı

10 03 2011

20110223 Çarşamba HÜRREM SULTANA GAZEL / Oktay Rifat

20110223 Çarşamba HÜRREM SULTANA GAZEL / Oktay Rifat   2011-02-23 Muhteşem Yüzyıl/ Hürrem Sultan Üzerine   HÜRREM SULTANA GAZEL Bu dünyayı seninle sevmişim, Hürrem! Öldürür diriltirsin, Mesih’im, Zühre’m! Karun’ca mal yığsam ben neylerim sensiz, Neylenir saltanat sensiz, gözüm, gözdem! Allar kuşan, has bahçeden güller takın, Bir düştür seyrettiğin aynadan madem! Gel kavuş akşamla, desinler: “Ay doğmuş! “Dağılmış, müjdeler olsun, zülüf, perçem!” Yüzgörümlük Eflak ve Buğdan, dilersen Bu can var, esirgenmez, iste bir tanem! Oktay Rifat Hürrem Sultanın Kanuni'ye Yazdığı Mektup .... ''Hazret-i Sultanım, Yüz(ümü) yere koyup kutsal ayağınızın bastığı toprağı öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve sermayesi sultanım, eğer bu ayrılığın ateşine yanmış ciğeri kebap, göğsü harap, gözü yaş dolu, gecesi gündüzünden ayırt edemeyen, özlem denizine düşmüş çaresiz, aşkınız ile divane, Ferhat ile Mecnun'dan beter tutkun kölenizi sorarsanız ne ki sultanımdan ayrıyım. Bülbül gibi ah ve feryadım dinmeyip ayrılığından (öyle) bir halim var ki Hak kafir olan kullarına dahi vermesin. Benim devletim, benim sultanım, ayrıca bir buçuk ay oldu ki sultanım tarafından bir haber belirmedi. Hak en çok bilenlerin bilenidir ki, bu gidişle rahat yüzü görmeyip gece sabaha dek, sabahtan geceye dek bidüziye ağlayıp kendi hayatımdan el yuyup, dünya gözüme dar olup, bilmem ne edip neyleyeceğim. Daima benim sultanım, benim padişahım, dünya ve ahiret sultanı dayanağım, dünyaya baktığım iki gözümün ışığı, şahım sultanım, gazalar edip düşman... Devamı

13 01 2011

Ahmed Arif Ve Niyazi Akıncıoğlu Üzerine

Ahmed Arif, Niyazi Akıncıoğlu’ndan esinlendi mi, çaldı mı? Nâzım Hikmet’ten sonra, halk şiirinden yararlanıp bunu toplumcu öğelerle zenginleştirerek geniş yığınların sevgisini kazanmış, aynı şekilde, başka şairler üzerinde de büyük etkisi olmuş ender şairlerden biri hiç şüphesiz Ahmed Arif’tir. Hayri K. Yetik, Edebiyatta Çalıntı adlı kitabında, Ahmed Arif’in etkilediği şairlere birkaç önemli örnek veriyor. Örneğin, Ahmed Arif’in “Ama hesap dağlarladır / Umut dağlarla” dizesi A. Hicri İzgören’in bir şiirinde şöyle karşılık buluyor: “Belki de umut aynı şeydir dağlarla”. Ya da şu dize: “Yokluğun cehennemin öbür adıdır”. Ahmed Arif’in dizesi ile Ahmet Telli’nin “Direnmektir artık / Bekleyişin öbür adı” dizesi arasında ciddi bir paralellik kuruyor Yetik. Örnekler artırılabilir şüphesiz. Ahmed Arif’in ne çok şairi etkilediği, bu şairlerin şiirlerinde Ahmed Arif’ten izler taşıyan dizeler bulunabileceği, onun, etkisi bugün de devam eden bir şiir yazmış olduğu âşikar. Hep konuşuldu ama hiç yazılmadı Ama benim bu yazıda üzerinde durmak istediğim konu, kendisinden dize aşırıldığı, mağdur edildiği öne sürülen şairin de sanıldığı kadar saf bir şiir yazmamış olabileceğini, bir başkasının temalarını ya da şiirinin edâsını alıp pekâlâ bu unsurlardan kendi şiirini kurmuş olabileceğini göstermeye çalışmak. Çoğu zaman etkilenilen şairin de mutlak şekilde etkilendiği, öykündüğü, esinlendiği kimi kaynakların bulunabileceğini, adına toplam denilen olgunun, varlığını belki de bir tür bireşime borçlu olduğunu hatırlatmak. Hayri K. Yetik, Ahmed Arif’ten etkilenen kimi şairleri haklı olarak sıralarken, yıllardır Ahmed Arif hakkında dol... Devamı

06 06 2010

ASLI ERDOĞAN Radikal Yazıları 2010

ASLI ERDOĞAN Radikal Yazıları 2010     Kendince kaderince yürümek     ASLI ERDOĞAN Türkiye / 03/05/2010 İnsan kendi yazgısını nasıl taşır? Nasıl katlanır kendi tarihine? İnsan kendi yazgısını nasıl taşır? Nasıl katlanır kendi tarihine? Ameliyatımdan beri her gün yürüyorum. Mart başından beri her gün. Mecidiyeköy’den Taksim’e, oradan daha da ötelere, bazen denize, gücüm kalmışsa geriye... ‘Nekahet dönemi’ denilen uzun, upuzun, acılı bekleyişin bir ritüeli bu. Bir adımı ötekinin adımı ötekinin önüne koyabilmek, başını dik tutabilmek, kendince, kaderince yürüyebilmek. Yağmurun ve güneşin altında... Kış biterken... İlk zamanlar, altı hafta boyunca, çenemi bana ait olmayan bir gururla dimdik tutan metal bir boyunluk takıyordum. Sağa sola bakamadan yürüyordum, gözlerim hep ötelere, hayali bir ufka dikili. Sonraları boyunluktan kurtulsam da, bu yarı-kapalı, sadece uzakları gören, acemi bakış benimle kaldı. (Üçüncü keredir, 1 Mayıs sabahı kapının önünde uzun uzun düşünüyorum: Boyunluğumu taksam mı, takmasam mı? İyi bildiğim, omurgamla bildiğim ‘insanca’ tutumlardan hangisine bel bağlamalı. Savunmasız olan korunur mu, yoksa hep zincirin en zayıf halkasına mı vurulur? Evvelsi sene, boyunluğa rağmen, Şişli Etfal’in önünde... Neyse, ilk yazıdan girmeyelim bunlara!) Sanki görme yetisi pahasına başka yetiler kazanmış tuhaf, tortulu, tamamlanmamış bir bakış. Dünyayı bir uçundan ötekine tarayan, kendine dair bir iz bulamayan... Sessizce, kaderince yürümek. Görünürle görünmezin sınırlarında, uğultulu kalabalıklar arasında, salt mesafelere işaret eden sarp bir yalnızlıkta... Aniden bedenleşen bir gö... Devamı

19 05 2010

"2010 diyen bir defter açıldı"

"2010 diyen bir defter açıldı" Şeref Bilsel ile Cenk Gündoğdu tarafından hazırlanan Şiir Defteri, 2010 dedi bu yıl. Defter için eleştirmen Mehmet H. Doğan "Bugüne dek hazırlananların en iyisi" demişti. İkaros Yayınları'nca dolaşıma giren Şiir Defteri 2010, Üç Nokta dergisiyle birlikte okura sunuldu. Genç şiirin nabzının attığı Üç Nokta'ya bu sayıyla birlikte çizer Pelin Ünker de çizimleriyle dinamizm kazandırıyor. Cumhuriyet Haber Portalı İstanbul- Benzer çalışmalardan pek çok bakımdan ayrılan Şiir Defteri, bu yıl 2010 dedi. Her yıl farklı bir seçici kurul tarafından belirlenen şiirleri; yıl içinde yayımlanan kitap ve dergilere dair yazıları kapsayan defterde bu yıl seçici kurul görev almıyor. Bunun dışında temel bir değişiklik yok. Çeviri faaliyetleri ve internet merkezli edebiyat hareketliliğinin de izini süren yazılara yer veriliyor. 2009 yılında dergilerde yayımlanan şiirlerden hareketle oluşturulan defter, kolektif bir çalışmanın ürünü. Şiir Defteri 2010'da, geçen yılın şiir ortamına dair soruşturmaya yanıt verenlerin sayısı bu yıl "abartılmış" denecek kadar çok. Bu belki de hazırlayıcıların nesnelliğe yaklaşma çabalarının ve kuşatıcı tavırlarının bir yansıması olarak da okunabilir.  Önceki yıl kaybettiğimiz eleştirmen Mehmet H. Doğan Şiir Defteri için: "Bugüne dek hazırlananların en iyisi" demişti. Bu sözün ne derece isabetli olduğunu Şiir Defteri 2010'u okumaya başlayınca anlıyoruz. Bu yıl altıncı cildi okurla buluşan Şiir Defteri artık kendi okurunu, takipçisini yaratmış durumda. Bu yılın özelliği seçici kurul olmadan hazırlayıcıların seçimleriyle oluşturulmuş olmasıdır denebilir. Farklı kanallardan gelip Türk şiirinin büyük gövdesine ka... Devamı

19 05 2010

PİRAYE İÇİN YAZILMIŞ : SAAT 21-22 ŞİİRLERİ

PİRAYE İÇİN YAZILMIŞ : SAAT 21-22 ŞİİRLERİ     Ne güzel şey hatırlamak seni : ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken... Ne güzel şey hatırlamak seni : bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin ve saçlarında vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının... İçimde ikinci bir insan gibidir                                             seni sevmek saadeti... Parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının, güneşli bir rahatlık ve etin daveti :                     kıpkızıl çizgilerle bölünmüş                                                              sıcak                                                                 koyu bir karanlık... Ne güzel şey hatırlamak seni, yazmak sana dair, hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek : filânca gün, falanca yerde söylediğin söz,      ... Devamı

19 05 2010

Çınarın Ölümü

Çınarın Ölümü Sekiz yaşında bir kızım. Küçük kardeşimle birlikte yaşıyoruz. Biz karnındayken ölmüş annemiz... Her sabah İznik Gölü'nde avlanan balıkçıların şarkılarını dinler, her akşam gölden su içen yıldızları okşarız dallarımızla. Bu göl İznik Gölü; hani şu, Şeyh Bedreddin'in, suyundan bir avuç alıp, avucundaki sular dökülürken de:              "-O ateş ki kalbimin içindedir              tutuşmuştur              günden güne artıyor.              Dövülmüş demir olsa dayanmaz buna              eriyecek yüreğim... " diyerek, kıyısında, savaşmaya karar verdiği göl... İkiz kardeşimle birlikte bu gölden su içeriz köklerimizle. Yüzlerce yaprağımızı yelpaze yaparız sıcaktan bunalanlara. Gölgemizde yorgun insanlar oturup dinlenirler. Her sabah, dallarımıza konan küçük kuşlar,ışık vermeleri için şarkı söylerler güneş tanrılarına... Zeytin ağaçlarıyla dostluk ederiz gün boyu. Çınar ağacıyız diye, hiç yadırgamazlar. Onlar bizi biz onları severiz. Hepsi tanırlarmış genç yaşında öldürülen annemizi. Ancak, bize hiç söz etmediler ondan. Bir ay kadar oldu annemizin kim olduğunu öğreneli. Çok genç yaşta öldürüldüğünü öğrendik onun. Geçenlerde bizi filme alıp fotoğraflarımızı çekmek için gelenler, onunla ilgili, uzun uzun konuştular. Gözlerinin içi gülen, zayıfça bir adam vardı i&ccedi... Devamı