...NERUDA'YI DÜŞÜNMEK / ATAOL BEHRAMOĞLU

23/7/2006 · Kategori: Anma

Dergi 23.07.2006

PAZAR SÖYLEŞİLERİ

Bir yaz gecesinde Neruda

Ataol Behramoğlu

Bir yazlık evin, pencereleri temmuz gecesinin seslerine ve kadife karanlığına açılmış bir odasında Pablo Neruda'yı düşünmek...

 

Şiiriyle karşılaştığımda lise öğrencisiydim. Bir taşra kentinde, elime nereden geçtiyse geçmişti o kitap. Kapaktaki sakallı adam, arka kapakta ya da içerideki bir fotoğrafında, yine sakallı, şapkalı ve at üstündeydi. Aziz Nesin'in yönettiği "Düşün" Yayınları'nca basılan kitaptaki şiirlerin çevirmeni Enver Gökçe'ydi. Taşralı lise öğrencisi böylece tanışmış oluyordu Neruda'nın şiirleriyle.

 

Enver Gökçe'nin Neruda çevirileri, büyük şairden dilimize ilk çeviriler olma onuru taşımalarından başka, bence hiç kuşkusuz ondan Türkçeye yapılmış çevirilerin de en güzelleridir. Şimdi onları bir kez daha gözden geçirirken, bu söylediğimin de ötesinde, bütün dillerden ve şairlerden dilimize yapılmış çevirilerin de en güzelleri arasında olduklarını görüyorum...

 

"Oğulları Ölen Analara Türkü", "Şili Hey./Uzun taç yaprağı seni" dizeleriyle başlayıp "Vatan oy vatan/Kavuşmamız ne zaman?" dizeleriyle süren o yakıcı ayrılık şiiri: "Oy Ne Zaman, Ne Zaman..." ve İspanya'da faşist katliamın anlatıldığı "Anlatalım"ın Türkçede de ölümsüzleşen dizeleri:

"Bebekleri öldürmek için / Göğün yücesinden geldiler, / Göğün: / Uçakları, Magriplileriyle. / Haydutlar; / Yüzükleri, kurumlu avratlarıyla, / Haydutlar; / Kara keşişleri, dualarıyla, / Haydutlar; / Ve, / Çocuk kanları, caddelerden, / Aktı tıpış tıpış, / Çocuksu-çocuksu..."

 

60'lı yıllarda İstanbul'da karşılaşıp tanıştığım, Ankara'da "huzur evi"nde ziyaretine gittiğimiz, sevgili, mazlum ve mahzun Enver Gökçe'ye, Neruda çevirilerindeki bu eşsiz Türkçe güzelliğiyle ilgili olarak da hayranlığımı söylemiş olmalıyımdır...

 

Lise yıllarımdan aklımda yer etmiş dizeler ise, her nedense, "Federico Garcia Lorca'ya Yanık Şiir"in şu giriş dizeleridir:

"Issız bir evde, / Korkudan ağlayabilseydim; / Gözlerimi çıkarabilsem de / Yiyebilseydim; / Senin sesin için yapardım / Bunları, / Yaslı portakal ağacı sesin; / Senin şiirin için yapardım / Bunları, / Çığlık çığlığa fışkıran şiirin"

 

Şimdi, şu anda, ıssız bir evde değil, yazlık bir evin, pencereleri martı çığlıkları ve insan seslerine ve temmuz gecesinin kadife karanlığına açılmış bir odasında, korkudan değil, fakat kederden ağlayabilirim... 1960 ve 70'li yılları, şimdi hiçbiri hayatta olmayan Enver Gökçe'yi, A.Kadir'i, Ahmed Arif'i ve o yılların, her şeye karşın, şu yaşadıklarımızdan daha namuslu, daha hakiki Türkiye'sini düşünerek... Ve 1971'de, o artık sürgünde değil Paris'te büyük elçiyken, ben ilk yurtdışı gurbetçiliğimin ilk yılında, Saint Michel bulvarından sırtında pardesü, başında kasketiyle geçerken gördüğüm Neruda'yı düşünerek...

 

Yine o günlerde, rahmetli Abidin Dino beni alıp Şili'nin Paris'teki büyükelçiliğine götürmüş, böylece "Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı"nın, "Kara Ada Defteri"nin, "Yeryüzünde Konukluk"un, "Evrensel Şarkı"nın ölümsüz şairiyle yüz yüze karşılaşıp konuşma şansım olmuştu... Yanımda götürdüğüm Fransızca bir

kitabını "Ataol'a ve acılı yurduna" diye imzalamıştı İspanyolca...

 

O mutlu karşılaşmanın üstünden çok zaman geçmeden, bedenini hızla tüketen kanserin ve "Anlatalım"da anlattığı İspanya'nın bu kez Şili'de tekrarının acısıyla, bunca tutkuyla bağlı olduğu yaşamdan ayrılıp gideceğini nereden bilebilirdik...

 

12 Temmuz 1904'te doğan Neruda, yaşasa 102 yaşında olacaktı... Darbeci Pinochet'nin bugün düştüğü utançlı, sürüngen durumu görmesi için bu kadar uzun yaşamasına da gerek yoktu aslında...

 

Ne yapalım ki yaşamın böyle kaygıları yok. O, kendi bildiği yolda akışını sürdürüyor... Neruda yaşamdan ayrıldığında 70. yaşına henüz ulaşmıştı. Sürgün yoldaşı Nâzım, altmışının üzerinden çok zaman geçmemişken... Neruda'nın Şili'si yaralarını sardı sayılır... Nâzım'ın Türkiye'si acılar sarmalından kurtulamadı henüz... l

 

ataolb@cumhuriyet.com.tr

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

1 yorum yazılmıştır

Yazan:isimsiz | Tarih: 10/3/2007
Konu: Yaşayacağım (1949)

Yaşayacağım (1949)

Ölmeyi düşünmüyorum. Çıkıyorum şimdi dışarı
volkanlarla dolu bu günde,
kitlelere gidiyorum, hayata.
Düzene koydum bütün işlerimi,
bugün dolanırken haydutlar kucaklarında
'batı kültürü' ile,
İspanya'da ölüm kusan elleriyle
ve salınırken Atina'daki darağaçları ile
Şili'yi yöneten alçak.
Ve işte bütün takım taklavat!
Burada kalıyorum
sözcüklerle ve halkla ve beni yeniden
bekleyen yollarla ki yıldız ışığı ellerle
çekiçliyorlar kapımı.


Pablo Neruda
('Yo soy' / 'Canto General'den)
Türkçeye çeviren: İsmail Aksoy



Bağlantı » »

« Önceki :: Sonraki »