Konur Sokak Uçarı / Bekir KOÇAK
26/4/2009 · Kategori: Siir
Konur Sokak Uçarı
konur sokakta bir güvercin
kopardı beni zamandan
gülen en gülendi
zamana hançer
bağdaş kurmuş betona
ağıt rezilliğinde yüzü
ötesi bir sigara içimlik
yalnızlık kanadında
kuşluk vakti şimdi
susamlı bir dünya
yarısı simit yarısı açlık
yaşam bu işte
zehir zıkkım tadında
konur sokak uçarı
güvercinler ürkek
yolun ortasında
bir kız bir erkek
adam asılır saçlarından
kahkahalar(ı) ağız taşkını
gazete başlıklarından habersiz
dudağı dudağında
yaşıyorken aşkını
marmara pusuda
kaynar tan yeri suda
kalp kırgınlığı salkım saçak
fısıldar yaprağına ağacın
ter basar utancı
soframız karabasan
gam değil tsunami
ömrün kıyıları vurulduğum
gözler beyaz köpük
eller deniz mavisi
kıyamet ezgisi namus
bıçak yarası
ucu karanlık galeride
ay ölüsü sancı
yalnızlığımız
susmak ve susmak şimdi
Bekir Koçak (Ekin Sanat, Sayı: 27, Haziran 2008 )
ANKARA DÜŞER YÜREGİME
1
dikenli teller içinde mayıs
gülkurusu haziranlar
tenim sonsuz akan ırmak
sol yanım ışkın
kovulmuş eylüller inceden ince
arzular alıngan günbe gün
seviştiğim ne dal ne yaprak
hesaba katılmaz bir düş dünyası
sancılı sıcak
ankara düşer yüreğime
aynaları kırılır ömrümün
yanı başımızda sardunyalar
kapılar kırk kanatlı bilmece
x artı y diyemem
emek ter beden
ten sorgular tini
hangi suikasttan kurtuldu
hangi barikata direndi bilemem
canımıza can katan rüzgar
2
suskun kalma
sesin sesimden kalabalık
onaran varsa yaranı
konuş dinlesin uzaklar
yakına sözünü geçir
kanıyorsa yaşamın yüzü
seninle gelir bu kente
süzülen bulut okunan şiir
fırında köz
demirde nar
incir dilli aydın
tütün saçlı akhisar
3
karadeniz poyraz öper
lodos patlar akdeniz
ağını dişler balıklar
bırak deme zoru bana
takası tayfası naçar
şahdamarı delinir elbet
kulaklara kaçınca kar
elleri yüzbin baca
gözleri yer altı ocak
tamiri imkansız ne var ki
düşü akşam serinliği
sıcak somun oğul uşak
bir adım ötesi mayıs
tutarsa dalları tomurcuk
uçurtmalar uçuracak
4
çıkar gözlerinden
aşkın yücesini
zehrine ne demeli
kitabı kurşun
haykırışı olmalı
düz, ün yokuşun
yeşili bırakıp kar sularında
okşa iki yüzünden birini
kavrul sıcağında yurdumun
alnımıza yazı değil kahrolmak
"ecele faydası yoktur korkunun"
5
ne var ki kolay olan
bak döl Emziren şu toprak
yalazlanır her yerinde
buğulanır yedi rengi
dur durak bilmez inan
alkış tutar gidenlere
cengaver kesilir
kınındaki kör bıçak
Bekir KOÇAK (Ekin Sanat, Sayı: 4, Mayıs 2005 )
Hasret Sevdanın Kendisi
can bedeni vurdu
ölümü soğudu zaman
aklımda çocukluğum
sevgi masumu göründükçe
göçebesi oldum kentlerin
kayboldum
elleri günaydın güneşi okşar
sorgular gizini yaşamın
hasret sevdanın kendisi
aşar arsızlıkları
sevgiye koşar
aklın düşünde yaşamak
bu meydan bu tren bu ray
dal uçları gün aydınlığı
uzağı yürek bungusu
olmazlanır kadim ayrılık
öfke işe yarar
ağırdan alır türküler
başlangıcı muştulu haber
gizlidern ses verir
yazar günlüğünü acıların
tanıktır zamana dört duvar
sen dokundukça
saçlarım düğüm
çözümü güç sorunlar için
sevda nedir ki öldüğüm
alfabeden bir yaprak
aşkın "a"sıyla acının "a"sı yan yana
dili tutulur baharın
deşilir yarası uçurumların
dağ doruğu buzullar
akar ateşine umudun
kül ve kömür bana kalır
acının yumağında her soru
yanıtı sabırda saklı
eylemin sabra direnci
uzatma diyor yılları
saati gücendirme
kuyuları kazarken iğne ile
aklında olan yenilik
zoru gülümseyen gece
kılı kıpırdamaz delilik
yol uzatır düşürür ağa
sen ben sözcükler
düştükçe tuzağa
çocuklar daha çok ağlar
bozduğumuz oyunlarda
şiirin ince dili
ayların adı önemli değil
"yükte hafif pahada ağır".
Yükle yüreğine ne varsı
Hoşça kala uzak dur
Tut elinden yürü
Aldırma soğuğa sıcağa
Bekir Koçak (Ekin Sanat, Sayı: 30, Ağustos 2008 )
HER ÖLÜM FİDAN DALI
kazım koyuncu'ya
ağırlanmak kutsal yontularda
yıkarken deniz köpüğünü
alışkın değilse de karadeniz
radyasyon lekeli çay yeşili toprakta
düşünmeden dölüne ihaneti
titreyen bir gülümseme
gencecik ince
hangi makamdan şimdiki fırtınalar
kim olduğunu bilmiş gibi
çağrılı çağrısız
yola çıkılmış bir kere
nereye nasıl varılır bilmiyoruz
kona göçe bu zaman diliminde
tut kollarını kapıların
çalmadan yarını deli rüzgar
kaç bin kez kaç bin güvercin
çiçeklerken yanağımızı
içimizde bin bir sızı
sor kurtuluşu mustafa suphi'ye
aklın süzgecinde çağın
bunca illeti saklar niye
çernobil bulutları
bir batar bir çıkar
umuda ısmarlanmış ne varsa
karabataklar suların boşluğunda
titrek yürekli bebecikler
bırakmış ellerini anaların
emmiş derdi derman diye anzer balı
sunağında gençliğimiz ölümün
"her ölüm erken ölüm"
her ölüm fidan dalı
Bekir KOÇAK (Ankara Edebiyat, Sayı: 7, Ağustos 2005)

