BİR KAÇ ŞİİR/ BEKİR KOÇAK

9/2/2009 · Kategori: Siir

BEKİR KOÇAK (*) / ŞİİRLER
___________________________

 

Dokun Sıcaklığınla

 

aynı göğün mavisini giyindik

bin fidan verdik

                     suyuna

ne sırtımızdaki yük

ne gözlerimizdeki fer

kendi başımıza bıraktı bizi

katlanmak kolay olsa

haydi neyse bir sefer

               atlayıp geçeceğiz tuzakları

               nerde arkamızda ağıtlar

               arkamızda dinmez fırtına

nasıl gidilir yalnız

nasıl susulur şafağa karşı

gizleyecek neyimiz var ki

bakmayın sessizliğimize

el elden tutar 

                 göz göze bakar

aldanıyoruz çocuklar

                   dersimiz

                         ateşle su

                          sonra gök gürlemesi

                          sonra ıssızlık

bunu elbet kitaplar yazar

dokun sıcaklığınla  

               kim ne derse desin

               bozulacak tuzaklar

               pusulacak çiçeklenecek

               o yüzden bu yaygara

 

                                        Bekir KOÇAK

 

 

Haziran Dendi Bize

 

bırakıp gittiniz

suların hırsında bizi

üstümüzde kaldı gözleriniz

mavi boncuk sabrı sabahlar

kahve telvesinde hüzün fısıldar

kulaklarımıza "dağlarımıza

gelince bahar" susar çanları

şehrin

 

 

bırakıp gittiniz camlarda

kaldı adımız haziran

dendi bize okunan

romanlardık

                             siyah beyaz resimler

aşk namustu terde

sonsuzluk isyanı ateş

zaman bizimle tutsak

gönlümüz asi

rüzgar diner bulut eser

kahrolmak aczi midir kuşun

uçmak yalansız günlere

güzelliği olmalı kurtuluşun

 

 

bırakıp gittiniz

evlerimizde barut kokusu huzur ne

susar ne söz dinler

uçar gelinböceği

kanadı kanlı bulut

parmak ucu dal ~eğil

gün görmüş derler önce

ömre çekilir sur

söylenenler duyulmaz

bıçak sırtı çizgide

 

                              Bekir Koçak

 

Seni Ağlamak

                      Sevgili Adnan Yücel'in anısına,

teneke damlarında altındağı'nın
pas kokar is kokar şarap kokardı
kaçamak takılırdı o zaman gecelere
tek sözcükte aranırdı kurtluş/nerdesin
savrulan rüzgardı saçların
bulutsuz gürlerdi sesin

AŞTIM YAĞMURU SELİ
BAHAR SANDIM KARA DÜŞTÜM

acının resmini basarken gazeteler
gözlerin dostluğun saklandığı yerdi
yıba çarşısında 'ayko'da
taylan türküleri çalıp söylerdin
külüne düşman kesilirdi ateş
bir elin hasan hüseyin'de
özgen'deydi bir elin

YOLA VURDUM SENİ ERKEN
YOL UZADI ZORA DÜŞTÜM

kapılar şimdi kapandı işte
yokluğuna dayanılmaz
sensiz nasıl gidilir uzaklara
'acıya kurşun işlemez' belki
bir temmuz sabahında kanadı yara

UÇUP GİTTİN GÜN YURDUNA
TURUNCUDAN MORA DÜŞTÜM

ozan sözü doğrudur elbet
nasılsa olacak birgün
'yeryüzü aşkın yüzü'
çaresizliğin imgeleri düşecek dillerden
kolay düşmeyecek balıklar ağa
sırrına meydan okunacak zamanın
sevgin işlenecek doğaya
çökececek 'saraylar saltanatlar'
neresinde olursa olsun dünyanın

Bekir KOÇAK

 

 

 

SESİNİ TANIYAN RÜZGÂR

-Doğankent beldesi halkına sevgilerle
Göz göze benziyor
sevgi uzak
taşra tafrası fırtına
töre deyince
inci düşünce
toplumsal onulmazlık
kahrın saklandığı mekân
ışkın sürmez bağrı yanık
ot koynunda kertenkele
sesini tanıyan rüzgâr
dalga yorgunu deniz
kutsal ayaklarda iz
-batı-
taş taş üstünde kalmasa da
tarihin elinde tanrı
öfkesi yalın kılıç
süt aklığında yontular
zaman hicran karası
-doğu-
unutmak kolay değil
sadi’yi acem halılarını
ay şavkı ruh-i ilahi
yıldız kırpar ehli bozkır
dili derya
anlamlı muştu takvimde yaprak
bağdat’ı basra’yı geçer
nefes dergâh-ı anadolu
sevdayı donanır
gönül evi
sürer aşkın atını zamana
ahmet yesevi
gün döner, mevlana döner
secdesinde arşı zemin
som altından bir eşik
evvel ezeli
tacı tahtı nar
bektaşi veli
kıta aynı kıta mı
dostluğa dair
yunus-u pir
bahçede gül
düğmesi alev aslı
sevdası külde kerem
lalezara ahu figan
“bir hoş sada” şimdi
dünden bugüne kalan

Bekir Koçak

 

 

Utancın Güzelliği Yok

karasız insanlar dünyasındayız
geç kalmış ihbarlar sürülen izde
sen ben çoğalan giz derken
vurdumduymaz sorular bize kalan
zorlanan korku zamansız telaş
yanıtlara öncelik yok nedense

bir masalın lacivert sularına
güzellikleri taşıdı nabzın
unutkan bir şiirin ağına isyan
gözleri tanıdık bizimle yaşıt
akranı kalmamış göçebe tutkular
yabancısı değilse bu masal bu dağın
nasıl varmışız niye varmışız bilmeden
sözcükler ülkesine yorgun argın

durulmuş bir öfkeydi sendeki
yaşlı ya da kimsesiz
bir de yüzün vardı tanış
çıkarsız dostluğa değer veren

gençliği bıçaklanmış kasırgalar vardı
yaşam hükmeden yörüngede
kangren akşamlara tanık
toz pembe hücrelerde tek başına
büyüdükçe büyüdü kahrolası yalnızlık

devri âlem bir dünya
almış yürümüş densizlik
ne insanlar gelip geçti dili zehir/dili bal
ah çeken yenik sayıldı
ürkek yanımıza vurup geçti fırtınalar
hayali yarım kalan kesik kol
bedensiz iki büklüm
toprağa belenmiş/acıya döl olmuş türküm

geç kalmaya gelmez
ölümün sesini gizliyor perdeler
ellerim seyiriyor ben yokum
kimliği sensin seni arayan sesin
kan bağlamış kemendine çakallar
çoğalmış çağrılara kurulan pusu
üzgünüm utancın güzelliği yok
hava gibi su gibi doğrusu
Formun Üstü

Bekir KOÇAK  (Damar Dergisi; Ekim 2000)

 

 

Yıldız Yavrusu


Yıldız Yavrusu
ok yaydan çıktı
söz ağızdan
toplayıp getirmek zor
izlenen bunca rezillik
güzellik teri yüzünde
nefesi kesik


göremeyecek bizi
sesi ayıbından ağır
sayfalara dökmüş geçmişini
geçmişi karanlık
kuşaktan kuşağa düştü kederimiz
yansıyan ışığını aynaların
çoğalan yaz sandık

yaşam ağacı öksüz
yaprakları erken sarı
kısıs üzre budanan acı
düşer üstümüze
yorgun güvercinler göz göze
uçar sonsuzluğa


sinsi bir intiharın
koynunda bulduk seni
başucunda gece
gülüşün acemi
başına buyruk
gülümser yıldız yavrusu
ay ikize gebe


nöbete durmuş töre
alışkın yakmaya saçı
kınası haramdır
hızma üstü gölge
ele güne karşı
tutsaklıktır zaman
gözbebeğinde çölün
perişan küheylan


akan sular durur
üç damla yaş yanağında
sevgi sabırlı ana
alır başını gider ıslık
üç yerimde mermi
beyaz giymese iyi olu
yetimdir ecele karşı
ne kimse tanır
ne hesabı sorulur


Bekir Koçak

 

___________

(*) Bekir KOÇAK: Yozgat 1946 doğumlu. Şair. 1978'de Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü bitirdi. O dönemin zor öğrencilik yıllarında şiirlerinde "Savaş CANOĞUL" adını kullandı.

YAPITLARI: Özgürlüğün Elleri (Şiirler, 1975), Gizemi Temmuzda Saklı (Şiirler, 2000)



*****     *****     *****
DERGİLERDE ŞİİR ( 28 ŞİİR )

 

 

 

 

Ad Olduk Aydınlığa, (Ekin Sanat, Sayı: 35, Ocak 2009 )

Ankara Düşer Yüreğime, (Ekin Sanat, Sayı: 4, Mayıs 2005 )

Aşkın Eli Tufan, (Damar, Sayı: 193, Nisan 2007)

Bu Gece Dinamit Lokumu Gibi Yüreğim, (Yeni Toplum, Sayı: 15, Şubat 1977 (*)

Bunları Yazmaya “Mecburum”, (Ekin Sanat, Sayı: 10, Kasım 2005 )

Çığlık Küskünlüğü, (Ekin Sanat, Sayı: 13, Şubat 2006 )

Dağ Esintisi Gelincik, (Ankara Edebiyat, Sayı: 5, Şubat 2008 )

Gözle Yürek Arası Susmak, (Ekin Sanat, Sayı: 26, Nisan 2008 )

Hasret Sevdanın Kendisi, (Ekin Sanat, Sayı: 30, Ağustos 2008 )

Haziran Dendi Bize, (Ekin Sanat, Sayı: 27, Mayıs 2008 )

Her Ölüm Fidan Dalı, (Ankara Edebiyat, Sayı: 7, Ağustos 2005)

İşsizim Anne, (Ekin Sanat, Sayı: 31, Eylül 2008 )

Kaçıncı Bapta Musa ve Davut, (Ankara Edebiyat, Sayı: 7, Nisan 2008 )

Konur Sokak Uçarı, (Ekin Sanat, Sayı: 27, Haziran 2008 )

Küfür ve İnkâr, (Ankara Edebiyat, Sayı: 9, Haziran 2008 )

Oynuyor Yürekleri Otomatik Silahların, (Yeni Toplum, Sayı: 19, Haziran 1977 (*)

Ölümü Ertelemek, (Ekin Sanat, Sayı: 23, Ocak 2008 )

Sav Evecen Bulutları, (Ekin Sanat, Sayı: 34, Aralık 2008 )

Selam Olsun O Canlara, (Yeni Toplum, Sayı: 12, Kasım 1976 (*)

Sisli Deniz Ufku, (Ankara Edebiyat, Sayı: 10, Temmuz 2008 )

Sunaklar Suskun, (Ekin Sanat, Sayı: 29, Temmuz 2008 )

Susmalı Gece, (Ankara Edebiyat, Sayı: 13, Ekim 2008 )

Şehrin Ozanları, (Ankara Edebiyat, Sayı: 12, Eylül 2008 )

Utancın Güzelliği Yok, (Damar, Ekim 2000)

Yarının Gül Çığlığı, (Ekin Sanat, Sayı: 25, Mart 2008 )

Yeter ki Temmuz Olmasın, (Ekin Sanat, Sayı: 6, Temmuz 2005)

Yıldız Yavrusu, (Ekin Sanat, Sayı: 32, Ekim 2008 )

Yurt İçin Sevdalıyız Ölüme, (Yeni Toplum, Sayı: 12, Kasım 1976 (*)

 

________________________________________________________

 (*): Savaş CANOĞUL İmzası ile Yayımlanan Şiirler

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »