02 09 2015

"Özgürlüğün Elleri" Ve Bekir Koçak'ın Şiirleri Üzerine

1973’lerde Tosya’nın Gökçeöz Köyü ilkokulunda çalışırken Ortaöğretimde Doğu ve Güneydoğudaki öğretmen açığını kapatmak için Yaz Okulları açılmıştı. İlçeden 5–6 arkadaş girmiştik sınavlara ve kazanmıştık. Sivas ötesinde anımsayabildiğim kadarıyla 23 ilden birinde çalışmayı taahhüt etmiştik.1974–75 Öğretim yılı için atamamız yapılacak yazları da eğitime alınacaktık Eğitim Enstitülerinde. Yaz tatilinde Taşköprü’ye geldiğimde ailem ve İlkokul öğretmenim Rahmetli Hasan Yumuşak aklımı çeldi; çoluk çocuğun var yarın başka alternatifler de çıkar doğuda ne yapacaksın demişlerdi. Ben de buradan giden de olmayınca zaten ikircikliydim vazgeçmiştim. Aradan çok geçmedi bu kez de Mektupla Öğretim çıktı. Sınavlara girip yine Türkçe öğretmenliğini kazanmıştım, hem de ilk tercihim olan Gazi Eğitim Enstitüsünü.. Kendimi Sınıf Öğretmenliğine hiç hazırlamamışsım Türkçe/ Edebiyat Öğretmenliği içimde bir uhde olarak kalmıştı.. Hele Çorum İlk Öğretmen Okulunu bitirdiğim yıl Bursa Eğitim Enstitüsünde mülakatta elenince iyice ahdetmiştim. Kaydımızı yaptırıp kitaplarımızı alıp dnem boyu çalıştık. Sınavlara girdik iş yaz eğitimine gelmişti. Sınıfa girdim benim çok sevdiğim arka sıralar dolmuştu kapıdan girince solda ikinci sıra boştu gidip oturdum, az sonra kır saçlı, tıknaz orta yaş bir arkadaş geldi burası boş mu dedi. Başımla buyur işareti yaptım, oturdu. Az sonra yoklama başladı. 1976 Yazı bir anımı hiç unutmam. Öğretmenin biri yoklama yapıyor: "Bekir Koçak...", "Mahmut Türkkan..." dedi Hoca... "Burada" dediler.. hem var-yok çetelesi hem tanışma... Biri Yozgat, biri Nevşehir- Ürgüp ... Devamı

01 09 2015

YURT İÇİN SEVDALIYIZ ÖLÜME

dinleyin dinleyin dinleyin yurdumun köyleri - gecekondular yanı başımda bir kuytuda devrim türküleri söylerken/bizi lanetlediler öteden/biraz ötede sergilerlerken afişlerde çıplak kadınlar kadınlar/işte o kadınlar bunlar da «bizim kadınlarımız» yürekte yara cepte para kadınlarımız... dinleyin/ dinleyin/ dinleyin yurdumun çocukları kendi avuçlarınızı koklayın önce en temiz sevi en temiz ter emek orada/ekmek orada orada elele/yürek yüreğe mutluluk halkın çoğulunda... biliyorum/biliyorsun/biliyoruz ölümü getirdiler yeniden yılmayın çocuklar, yılmayın bağlayın yüreklerinizi halka dalga dalga savrularak ekinlerce devrilerek yücelin/yücelin /yücelin… çiçeğe durdu bahçelerimiz bizim bahçelerimiz yurdumun güneşi ısıttı yağmuru suladı onları çiçekleri, can çiçekleri yurdumun çiçekleri çocuklarımız... sevdalıyız ulusça şimdi yurda sevdalı... sevdalıyız ulusça şimdi emeğe/ işe yurt için ölüme sevdalıyız yürekte ateş/ yürekte hız dinleyin/dinleyin/ dinleyin yurt için ölüme sevdalıyız... Savaş CANOĞUL (Bekir KOÇAK) (Yeni Toplum, Sayı: 12, Kasım 1976)     __________________________________    Bekir KOÇAK: Yozgat 1946 doğumlu. Şair. 1978'de Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü bitirdi. Yoğun siyasal olayların yaşandığı dönemin etkisiyle şiirlerinde "Savaş CANOĞUL" adını kullandı. YAPITLARI: Özgürlüğün Elleri (Şiirler, 1975), Gizemi Temmuzda Saklı (Şiirler, 2000)... Devamı

01 09 2015

SELAM OLSUN O CANLARA

dışarıda ayaz/içimde yangın dışarıda ayaz! içimde yangın kış ne kıyamet ne içim içime sığmıyor hani                         bu bizim hallarımız                       doğuştan değil                       değişmez değil   bir kuşluk vakti yeşili solurken otlar tutuşurken yüreğimizin koru yurdumun bütün köylerinde avrat/oğul tekmil canlar bellediğimiz bir türküyü söyleyerek:                                       “kıyım kıyım kıyanlara                    bizi insan sayanlara                    yarınlar devrim olur                    selam olsun o canlara”   adımlarımız boydan boya yurt bilmediğimiz köşe mi var o dağlara/o toprağa ve insanlarına yurdumun özlem duya duya varır yüreğimiz                      bir gök gürültüsü                    yağmurumuzu kusacak/yakındır    &... Devamı

01 09 2015

BU GECE DİNAMİT LOKUMU GİBİ YÜREĞİM

sevimsiz ölgün korkak bakırımsı kaldırımlar sarhoş tabanlarını öperken tazelerin   karanlığa üflüyordum oramın öfkesini   acımasız bir küfür kasırgasında dudaklarımda ıslandı ilk mermi   göz bebeklerimde emekçiler kadar umut emekçiler kadar gözbebeklerimde eylem kendi baharını yaşadı çılgınlar gibi   gayrı ayrılacağız   tutuştu gönlümüz zaman içinde üfle mavzerimi kutsal soluğunla bir avuç bayram şekeri gibi dök mermilerimi bir daha yaşa beni kınalı ellerinle saat bu saat gün bu gündür   yarın bir muştuyla ellerini öpebilirim öpmiyebilirim de…   hem geceye, hem sipere çarpacağız   yeniden bizimle dönecek evren yavaş ama soluklu   döneceğiz mavzer mavzer ölümün anlamlaştığı ölümün alarma geçtiği sokaklara   bu gece dinamit lokumu gibi yüreğim patlayabilirim aydınlığa…   ruhlara sıkacak kurşunumuz yok bizim öfke kendi yumruğumuzu dişledikçe beynimiz bir kördüğüm epeydir dağlarımızda acının kulakları ölümün türkülerini dinler çiçek tohumuyla ektim çocukluğumu kankırmızı açtı   ıslanmış bir mayıs sabahına açılan gözler alaşafakta ıslanmış cesetler gördü damarlarda kan ufukta gün seyirdi solur gibi konuşur gibiydi cesetler   geleceğiz biline mayısın alaşafağında o gün ağlıyabilir herkes geleceğiz çoğalarak o gün gülebilir herkes yumruklarım büyüdüğünde yüreğimi işgal ettiler greve sürdüler bilincimi korkular... Devamı

24 08 2014

2014 YILINDA TÜRKİYE’DE EDEBİYAT ÖDÜLLERİ

  2014 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve TÜYAP’ın işbirliğiyle, beş ayrı dalda dönüşümlü olarak verilmekte olan ‘Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü bu yıl roman dalında verilecek. Cumhuriyet Kitap Eki 14 Ağustos 2014 Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve TÜYAP’ın işbirliğiyle, beş ayrı dalda dönüşümlü olarak verilmekte olan ‘Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü bu yıl roman dalında verilecek. Ödüle, 1 Eylül 2013 – 31 Ağustos 2014 tarihleri arasında basılmış romanlar aday olabilecektir. Hasan Ali Toptaş, Semih Gümüş, Handan İnci, Asuman Kafaoğlu Büke ve Burhan Sönmez’den oluşan Seçici Kurul’un kararıyla belirlenecek ödül, TÜYAP Kitap Fuarı’nda yapılacak bir törenle verilecektir. Aday kitapların en geç 31 Ağustos 2014 tarihine kadar 6 nüsha olarak, yazarın kısa özgeçmişi ve adaylık başvurularını belirten dilekçe ile birlikte “Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Cumhuriyet Mah. Silahşör Cad. No: 71 Bomonti-Şişli/İstanbul adresine gönderilmesi gerekmektedir. ***   ***   ***   ***   ***   *** ‘Şiirde acemilik peşindeyim’ ‘Bir Adın Yolculuktu’ kitabıyla Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü’nün sahibi Ülkü Tamer “En çekindiğim şey, Uyar’ın sözleriyle ‘korkulu ustalık” diyor. Burak Abatay ‘Şüphesiz her işin, ilgilisi her insanı büyülendiren kişileri, kurumları ve icraatları vardır. Bu unsurlar yan yana geldiği takdirde ise hey... Devamı

01 03 2012

ÇİLE / A. Kadir (1917-1985)

  Baki Yiğit 8 Şubat 13:17 MACERA / Ahmet Erhan (d. 8 Şubat 1958) Hayat, seni çok seviyorum Yattığım zemin, kalktığım zaman belli olmasa da Hayat, seni çok seviyorum Adım nice ölümlere uyak kılınsa da Tünel karanlık, tren yorgun, raylar eski Gönlümde sonsuz bir kaçma isteği Durup durup ölümden konuşuyorsun Kapı önlerinde oğlunu bekleyen bir ana gibi Hayat, seni çok seviyorum Kaybolsun zaman, bedenim uğrun uğrun gitsin Bütün sevgilerim karşılıksız çıksın! __________________________________2000 (Ahmet Erhan, Resimli ‘Ahmetler’ Tarihi, Bilgi Yayınevi, Ankara, Birinci Basım: Şubat 2001 s. 21) Ahmet Erhan, Buz Üstünde Yürür Gibi - Seçme Şiirler -, Everest Yay., İstanbul, 1. Basım: Haziran 2006, s. 308)     Baki Yiğit 11 Şubat 00:04 20. Yüzyıl'ın büyük şair, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve kuramcısı Bertolt Brecht'i doğumunun 114. yıldönümünde bir şiiriyle anıyorum: BÜTÜN İŞLERDEN / Bertolt Brecht (10 Şubat 1898 - 14 Ağustos 1956) Çeviri: A. Kadir - Gülen Fındıklı İnsanların bütün işlerinden en sevdiklerim, kullanılanlar. Girintili çıkıntılı, kenarları düzgün bakır kaplar, tahta sapları ellerle eskitilmiş bıçaklar ve çatallar: Bunlar bana en soylu biçimler gibi gelirler. Bir de eski evlerin çevresindeki eskimiş, yassı kaldırım taşları, birçok ayakla çiğnenmişler, otlar bitmiş aralarında: Bunlar mutlu işler. Birçok insa... Devamı

24 02 2012

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI

TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI TARİHÇESİ İKİ DARBE ARASINDA Her şey güllük gülistanlık olsaydı otuz dört yıl, bir ülkenin toplumsal ve siyasal tarihinde su gibi akıp giden bir zaman sayılabilirdi. Ancak her on yılda bir özgürlükleri orduya alınan bir ülkede edebiyatın ötesinde tartışılacak pek çok şey de olmalıdır. 68’in özgürlük rüzgârı Fransa’dan Şili’ye, Arjantin’e baskılar ve darbelerle dağıtılırken Türkiye de 1971’de payına düşeni almıştı. Bir uçtan öte uca sindirilen ülke, iki üç yıllık siyasal baskıdan sonra görece de olsa ilk demokratik atılımlarını yapmaya başladı. Türkiye Yazarlar Sendikası da bu süreçte ilk adımlarını atabildi. Yine yazarlar tutuklanıyor, aydınlar üniversitelerinden uzaklaştırılıyor, gençler ipe çekiliyordu. Düşünce ve yaratım özgürlükleri kısıtlanan Türkiyeli yazarlar, kesintisiz söz ve yazı özgürlüklerinin korunması için bir yazar örgütüne gereksinim duydular. 4 Şubat 1974’te 70, şair ve yazarın ilk toplantısıyla TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI kuruldu. Sendikanın ilk amacı, yazarlığı iş edinmiş kişilerin emeğini sermayeye karşı korumak ve hukuki, sosyal, kültürel, ekonomik temel hak ve özgürlükleri savunmaktı. İLK YÖNETİM – ÇANTA SENDİKA İlk toplantıda Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Bekir Yıldız, Adnan Özyalçıner, Leyla Erbil, Tomris Uyar, Turgut Uyar, Orhon Murat Arıburnu, Adalet Ağaoğlu, Nihat Behram ve Ali Özgentürk “Kurucu Kurulu”nu oluşturdu. Bu kurul geçici bir yönetim kurulu oluşturdu. İlk genel kurulda Yaşar Kemal Genel Başkanlığa, Bekir Yıldız İkinci Başkanlığa, Adnan Özyalçıner de Genel Sekreterliğe seçildi. Bir yıl sonra yapılan 2.Genel Kurul&rsquo... Devamı

24 02 2012

Denemeciliğimizin Ataç Boyutu Emin Özdemir

Denemeciliğimizin Ataç Boyutu Emin Özdemir Edebiyata adanmış bir yaşamdır Ataç’ınki. Yaşamı boyunca edebiyat dışında başka bir şey düşünmemiş; başka bir uğraşı, başka bir kaygısı olmamıştır. Bunu, düşsü görüşmelerinin birinde kendi yarattığı düşsel bir kişiliğin, Keziban’ın ağzından şöyle belirtir: Sizde edebiyat sevdası var, ancak edebiyata vurgunsunuz, her şeyi edebiyat arkasından görüyorsunuz. Gelmiş, şurada deniz boyunda geziniyorsunuz; denize baksanız a! Hayır, ille, şiiri, Yahya Kemal’i, Moréas’’ı, Valéry’yi düşüneceksiniz, Baki Efendiden bir beyit okuyacaksınız… Siz kendiniz bir tutsaksınız, edebiyatın tutsağı... Edebiyat sizi avucunun içine almış, bir dakika salıvermiyor. Her düşüncenize, her duygunuza edebiyat karışıyor. Ataç, yaşamını yönlendiren, duygularını ve düşüncelerini besleyen edebiyat tutkusunu daha çok deneme türünde ortaya koymuştur. Şunu sorayım öncelikle: Neden ağırlıklı olarak deneme türüne yönelmiştir? Niye her yazdığını denemenin toprağında üretmiştir? Değişik nedenlere bağlanabilir bu soru. Bana göre baş neden, Keziban’a söylettikleridir; ondaki edebiyat sevdası, edebiyat tutsaklığıdır. Okuduklarının üzerinde bıraktığı etkiyi; düşüncelerine ve duygularına karışan yazınsal tadı, başkalarına duyurmak, iletmek istemesidir. Öyle ki kimi denemelerinde sık sık dile getirdiği gibi, sevdiği hoşlandığı bir şiiri tanıdıklarına, dostlarına, arkadaşlarına okumadığı ya da onlarla yazınsal sorunlar üzerine konuşup tartışmadığı günleri yaşanmış saymaz. Anlamsız, boşuna geçirilmiş günler olarak bakar onlara. Deneme türünün, yazarına sunduğu sınırlanmaz olanaklar vardır. Denemeyi yeğleyişi buna da bağlanabilir. Ataç’ın mizacına, kişilik özelliklerine de. Çünkü dertleşme, söyleşme sanki varoluş yasasıdır onun. Günlerin, olayların, durumların, kısacası yaşadıklarının yüreğinde bıraktıklarını uzun süre taşıyamaz; açmak, dışa vurmak ister. Birilerine anlatma gereksinimi duyar. Onun bu gereksinimini de yapısı, dokusu yönünden en iyi karşılayacak tür... Devamı

24 02 2012

Adı Konmamış Bir Cemal Süreya Müzesi: Hatay Mustafa Öneş

Adı Konmamış Bir Cemal Süreya Müzesi: Hatay Mustafa Öneş Yazın-sanat tarağında bezi olanlar arasında, buluşup özgürce söyleşebilecekleri ‘kurtarılmış’ ortamlar oluşturmayı düşlemeyen yoktur sanırım. Düşlerin kısa sürelerle az çok gerçekleştiği dönemler de olmuştur. Beyoğlu Çiçek Pasajı’nın üst katındaki Türkiye Sanatçılar Birliği’nin yeri ile sanatçı-ilerici aydın dayanışmasına her zamankinden çok gereksinme duyulduğu çeyrek yüzyıl öncesinin sancılı günlerinde iki kesimce de sığınak bellenmiş Papirüs, bunlardandır. Ne yazık ki, saydığımız yerlerden biri kapanmak zorunda kalmış, öteki giderek işlevini yitirmiştir. Günümüze ulaşabilen, yalnızca Çiçek Bar’dır. Bir de Refik, Yakup 2, Akşam Sefası gibi müşteri mozaiği barındıranlar vardır. Kültürel etkinlikleri ayraç içine alındığında, Hatay Lokantası’nın görünümü de son saydıklarımızı andırmaktadır. Ayrıca, çevrelerinde güçlü çekim alanı oluşturabilmiş ünlü şairlerin buluşma, konuk ağırlama yeri olarak kullandıkları, kahvehane, pastane vb. değişik yeme-içme ortamlarından söz edilebilir. Kadıköy’ün Vagon Kıraathanesi, Beyoğlu’nun Baylan Pastanesi böyle yerlerdi. Son temsilcilerinden Fazıl Hüsnü Dağlarca sağlık sorunları nedeniyle evden çıkamadığı, Attilâ İlhan’ı da geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz için, belki eskinin izdeş (mürit) edinme alışkanlığına bağlanabilecek bu gelenek yok olmak üzeredir. Kadıköy Hatay Hatay, Ali Demir’in 1967 yılında Kadıköy’de kurduğu bir içkili lokantadır. Adı, kurucusunun İskenderunlu oluşundan kaynaklanır. Ali Bey, lokantasına ‘Hatay’ adını koyarken, hem yöresel yemeklerini özleyen hemşerilerine seslenmeyi, hem de onlarla kurulacak komşuluk, dostluk, akrabalık örneği yerel ilişkilerden yararlanarak daha kolay denetleyebileceği bir ortam yaratmayı düşünmüş olabilir. Oysa, bir işletmenin, özellikle de yeme-içme ortamının kimliğini orayı çalıştıranlardan çok müşterileri belirlemektedir. Birçok kuruluşun tarihinde, kurucularıyla birlikte, bazen onlardan da önce anılması gereken ki... Devamı